SELLERE KARŞI SÜNGER KENT ÖNERİSİ

2021 yılının pandemi sonrasında yangınlar ve sellerle Türkiye’yi sarması, Ankara’yı “81 ilin evi” olarak adlandıran Ankara Kent Konseyinin bu konulardaki düşünsel birikimi bir araya getirmek için çaba harcamasına sebep oldu. Bu alanda daha önce de dirençli kentler konusunda kamuoyunu aydınlatan Konsey, seller sonrasında da 2021 Ekim ayında Türkiye’ye bir mesaj vermek için aşağıdaki açıklamayı paylaştı. Yapılan açıklama ile iklim değişikliği konusunda ortaya çıkabilecek afetler konusundaki güncel öneriler ortaya kondu:

İklim değişikliği kaynaklı afetler arasında seller başta geliyor. Yağış rejiminin değişimi sonucunda beklenmeyen zamanlarda aşırı yağış olaylarının yaşanması, büyük kentlerde ve sağlıksız gelişmiş kentsel yapılarda sel sonucunda can ve mal kayıplarına sebep olmaktadır. Yakın zamanda Batı Karadeniz’de, Bozkurt gibi yerleşimlerde yaşanan korkunç olaylar bir kentsel politika olarak sellere karşı yeni bir yaklaşım geliştirilmesini gerektirmektedir. Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin öncülüğünde bir araya gelen uzmanlar bu konuda dünyada alınan önlemleri ve örnekleri de inceleyerek Başta Ankara olmak üzere Türkiye’de yerleşim planlamasında sellere karşı izlenebilecek 7 temel stratejiyi derlediler:

1. Sünger Kent Stratejisi: Sünger kent, ekolojik bir yaklaşımla suyu doğal yöntemlerle tutan, temizleyen ve uzaklaştıran yerleşim yapısıdır. Kentteki yağmur suyunu ve gri suyu israf etmeden kullanan, sulak alanları ve akarsu yataklarını yapılaşmadan arındıran, altyapı ve üstyapı sistemlerini, bütünsel bir yaklaşımla bu amaçla dönüştürüp yeniden yapılandıran, kentsel yüzeyleri yenilikçi yaklaşımlarla geçirgen hale getiren, yeraltı su kaynaklarını bütçelendiren ve koruyan kentler sünger kent olma yolunda ilerlemektedir. Artık kentler sünger kent stratejisi uygulamayı ciddi bir şekilde değerlendirmelidir.
2. Yeşil Çatılar ve Çatı Bahçeleri: Yeşil çatılar ve çatı bahçeleri doğaları gereği yağmur suyunu belli ölçüde emerek sel baskınlarının etkisini azaltmaktadır. Yapılar için yağmur suyunu toplama aracı görevi yapmakta, yerleşim bölgelerinde altyapı üzerindeki baskıyı azaltmaktadır. Ayrıca asit yağmurlarının ve azot kirliliğinin etkisi azaltılmaktadır. Dünyada bazı kentlerde yeşil çatı ve çatı bahçeleri zorunlu hale getirilmektedir.
3. Yerleşim İçi Taşkın Bölgelerinin Yapılaşmadan Arındırılması: Tarih boyunca kentsel alanlarda akarsu taşkın alanları kadim yerleşim bilgileri ışığında yapılaşma dışında kalmıştır. Ancak, modern kentleşme süreçleri içinde akarsu yatakları ve taşkın sahaları yapılaşmaya açılmıştır. İklim değişikliği sebebiyle yağış rejimlerinde yaşanan değişikliklerin de daha şiddetli hale getirdiği yağışların da etkisiyle bu yerleşim alanlarında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Tüm yerleşim alanlarında akarsu taşkın alanları doğal sınırlarına çekilecek şekilde boşaltılmalıdır. Bu amaçla imar planlarında bütünsel bir dönüşüm gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Akarsu taşkınlarından zarar görecek yerleşim yerlerinin dönüştürülmesi ile elde edilecek kaynakla bu amaçla kullanılabilir.
4. Yağmur Suyu ile Kanalizasyonun Birbirinden Ayrılması: Kentlerde kanalizasyon suyu ile yağmur toplama sisteminin birbirinden ayrılması, gerekli yerlerde yağmur hasadı ile yağmur suyu hacminin azaltılması gerekmektedir. Yağmur suyu hacminin yükselme olasılığının yüksek olduğu yerlerde yer altı galeri ve rezervuar sistemleri oluşturulabilir.
5. Kentin Geçirgen Yüzeylerle Kaplanması: Kentsel tasarımda, ulaşımda ve yapılarda çoğunlukla su geçirmez malzeme kullanılması yaklaşık yüz yıldan beri uygulanan bir yaklaşımdır. Ancak, artık, su geçirmezlik değil, su geçirgenlik daha önemli bir önlem haline gelmiştir. Altyapı sistemleri ile birlikte tasarlanarak, kaldırımların, yolların ve kamusal alanların su geçirgen ancak gerekli dayanıma sahip malzemelerle kaplanması gereklidir. Bununla ilgili olarak yenilikçi mühendislik projelerinin uygulanması ve ar-ge yapılması gerekmektedir.
6. Sellere İlişkin Erken Uyarı Sistemlerinin Kurulması: Meteorolojik tahminlemenin yanı sıra, yerleşimin yakın çevresindeki su rezervuar alanlarının seviyelerinin izlenmesi ve sel tehlikesi bulunan alanlarda erken uyarı sistemlerinin kurulması gerekmektedir. Kent içi erken uyarı sistemlerine ilişkin iletişim planlamasının yapılması ve halka bu sistemlerin nasıl çalışacağının anlatılması gerekmektedir.
7. Atık Su Arıtma Tesislerinin Yeniden Ölçeklendirilmesi: Özellikle büyük kentlerde atık suların ve kullanım sularının tek büyük merkezlerde arıtılması hem arıtma tesislerinin kapasitesini zorlamakta hem de altyapı kapasitesinin limitlerinin aşılmasına sebep olabilmektedir. Yeni kentsel gelişim alanlarından başlayarak, gri su ve yağmur hasadı ile bütünleştirilmiş yeni bir yeşil arıtma ağı planlanmalıdır.