5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜNDE ATALIK TOHUMLAR SUYLA BULUŞTU

Kent konseylerinin asli kuruluş amacı olan sürdürülebilir kalkınma ilkesinin bir gereği olarak geleneksel üretim yöntemlerinin, kadim tarımsal kültürün unsurlarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması Ankara Kent Konseyi için birincil hedeflerden birisi olarak benimsenmiştir. Kırsal kalkınma alanında tarımsal üretimin koşullarının oluşumu için çalışılırken ata yadigarı tohumların kullanımının arttırılması ve genç kuşaklarda buna yönelik farkındalığın oluşturulması için faaliyetlerde bulunulmuştur.

Bu doğrultuda, Ankara Kent Konseyi ve ünlü TV programcısı Cem Seymen’in başını çektiği Ata Tohum Hareketi, ‘5 Haziran Dünya Çevre Günü’ kapsamında “Karbon Ayak İzimizi Azaltıyoruz, Pedalları Kentten Köye Çeviriyoruz” adlı etkinliğe imza attı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Gazeteci Cem Seymen ile birlikte ata tohumlarını Güdül’e götürecek Ankuva Bisiklet Takımı’nı Gençlik Parkı’ndaki Kent Konseyi Etkinlik Alanı’ndan uğurladı. Küresel ısınmanın başlıca sorumlusu olarak gösterilen sera gazlarının çevreye verdiği zararın ölçüsü olarak tanımlanan Karbon Ayak İzi’ne dair duyarlılık geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Ankuva Bisiklet Takımı pedalları kentten köye çevirdi. Başkan Yavaş’ın uğurladığı bisiklet sürücüleri, ata tohumlarını toprakla buluşturmak üzere Gençlik Parkı’ndan Güdül’ün  Tahtacı Örencik Köyü’ne doğru yola çıktı. Delta Bisiklet ailesi de Eymir Gölü’ne giderek, hem göl çevresinde temizlik yaptı hem de fide dağıtımı gerçekleştirdi. Ayrıca etkinlikte çocuklar ata tohumlarını can suyu ile buluşturdular.

Etkinlikte konuşma yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’nın topraklarının tarıma uygunluğuna ilişkin olarak şunları söyledi: “Ankara’nın kent dışı arazilerinin 50’sinden fazlası tarıma uygun. Bunu gördükten sonra projelerimiz de buna göre şekillendi. Ankara için projeleri ortaya çıkarırken en iyi bildikleri işten başlamak lazımdı. Ankara’da tarım vardı. Yeni bir şey icat etmeye, üretmeye gerek yoktu. İnsanları tarıma yönlendirmeye gerek vardı. Bu arada Ankara, yılda 500 milyon dolar gibi büyük rakamlara Alman çiftçisinden ağaç alıyordu. Biz Alman Hans’ını George’unu zengin etmeyeceğiz, Ankara halkını zengin edeceğiz dedik. Rakiplerim Mansur Yavaş’ın projesi yok dedi. Ben hep şunu söyledim. Benim çok çok önemli projem var, Ankaralı üreticiyi zengin etmek. İş başına gelir gelmez tarımsal faaliyetlere başladık. Bazen alaya alınıyoruz. Nohutçu başkan diye. İlk seferde 1100 tane sözleşmeli üreticilik yapıldı, 1100 çiftçiye nohutlarının alınacağı taahhüt edildi. Belediyenin bunu alacağı garanti olunca bu sefer tüccar her zaman çiftçiden ucuza alan tüccar, belediye almasın diye fiyatı yükseltti. Biz de onların satmasına izin verdik. Bu şekilde başladı ve Kırsal Kalkınma Dairemiz bugün çiftçi kayıt sistemine göre Ankara’da kayıtlı 40 bine yakın çiftçinin 18 bin 500 tanesiyle iletişimde. Tohum yardımından tutun her türlü teşviki yapıyoruz. Ankara’nın civarındaki tarım yapılan alanlarda şu anda mutluluk var, hepsi üretiyor. Çünkü satamazsanız biz alalım diyoruz. Ankara’da çiftçi memnun. Hükümet de destek olursa ki olmasa da biz yolumuza devam ediyoruz, büyük oranda sözleşmeli üreticilik yapmak suretiyle destekleyeceğiz. Öncelik yeniden tarıma yönelmeleri. Bu bilinç benimsendiğinde özgür olacağımıza inanıyorum. Biz şu anda 600 bin ton buğday ithal ediyoruz. Oysa sadece Ankara’da üretilen buğday bunu karşılayabilecek durumda. Maalesef destekler yok” dedi.

Ata Tohum Hareketi’ni Ankara’dan Cumhuriyetimizin Başkent’inden yapmak benim için büyük bir gurur, büyük bir onur diyerek konuşmasına başlayan Gazeteci Cem Seymen ise, şunları söyledi: “Biz Türkiye olarak zenginleşme yolunu çok yanlış anladık. Ekonomik büyüme elbette çok önemli. Serbest piyasa içinde her türlü fark yaratabilecek olanağa sahibiz. Genç bir nüfusumuz ve dinamik bir yapımız var. Bereketli topraklarımız var ama en önemlisi Cumhuriyetin felsefesinden devraldığımız, ileriye doğru adım atmamızı sağlayan bir yol haritamız var. Bu yol haritasının başlangıç noktası bence Başkentimiz Ankara’ydı. Hareketin temel alanı özgürlük, başlama yeri de doğal olarak Ankara olacaktı”.

Dünyada çevrenin korunması konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla Güdül’e doğru pedallayacaklarını belirterek konuşmasına başlayan Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Bizler de bu yılki ‘Dünya Çevre Günü’nde gelecek kuşaklara anlamlı bir armağan bırakmış olacağız” dedi. Tohumun geleceğe bırakılacak en önemli miras olduğunu belirten Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: “Son yüzyılda ne yazık ki insanoğlunun doğanın kendisine bahşettiği değerleri bir bir yok etmesine ve küresel iklim felaketiyle karşı karşıya bırakmasına üzülerek tanık oluyoruz. Cömertçe mahsul veren ata tohumlarının yerini alan genetiğiyle oynanmış tohumlar hem insana hem doğaya büyük zararlar veriyor. Bir taraftan topraklarımızı verimsizleştiriyor diğer taraftan insanoğlunun hem beden hem ruh sağlığını bozarak sağlıksız nesillerin oluşmasına zemin hazırlıyor. Yüzyıllardır ata tohumuna kucak açmış Anadolu toprağını bu tohumlarla buluşturmanın çevremize sağlayacağımız en büyük katkı olduğunu düşünüyorum. Ankara Kent Konseyi olarak gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuz olan her konuda irade koymaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

5 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirilen bu etkinlikle birlikte Ankara Kent Konseyinin Çevre ve Sıfır Atık, Kırsal Kalkınma Çalışma Grupları ve Bisiklet Meclisi yaptıkları faaliyetlerde bu farkındalığın ilk örneğini sergilemiş oldular. Bu tür deneyimlerin artması ile birlikte Ankara Kent Konseyi ve bileşenleri çevre ile ilgili konuların disiplinlerarası ve disiplinler ötesi boyutlarını deneyimlemiş oldular. Katılımcılığın sadece paydaşların bir araya gelmesinin ötesinde bir gelecek ve vizyon tartışması süreci olduğu bir kez daha ortaya çıktı.