ANKARA KENT KONSEYİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE MECLİSLERİNİN ÇALIŞMA SÜREÇLERİNİN GELİŞİMİ

 

Ankara Kent Konseyi çalışma grupları ve meclislerinin oluşum sürecinin hemen sonrasında düzenli olarak kent konseyi süreçlerinin ortak değerlendirilmesi, eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalarda hem farklı çalışma grubu ve meclislerin çalışmalarının ortaklaştırılması ve paylaşılması, hem de kent konseyi örgütlenmesi içinde eşgüdümün sağlanması hedeflenmiştir.

Yapılan toplantılarda ele alınan öncelikli konuların başında kent konseylerinin amaçları ve çalışma ilkeleri gelmektedir. Mevzuat gereği, kent konseyi çalışmalarında nihai olarak akılda tutulması gereken uluslararası belge, ilke ve kavramlar bulunduğu hatırlatılarak kent konseyi kentin üst düzey sivil toplum faaliyetlerini içinde barındıran bir yapı gibi görünmekle birlikte sonuçta yasal olarak bunlarla ilişkilenme, bunlara atıfta bulunmanın önemli olduğu aktarılmıştır. Sürdürülebilir kalkınma, hemşeri hukuku, kentli hakları, yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirlik konularının dışında da etkinliklerin olabileceği ama nihai olarak bu kavramlarla ilişkilenmenin önemi anlatılmıştır. Bu belge, ilke ve kavramları herkesin öğrenmesi ve takip etmesi kolay olmayabileceği için, kent konseyi yapılanmasında ve işleyişinde buna göre bir yol izlenmesi gerekmekte olduğu düşünülerek Ankara Kent Konseyinin 2020 yılında yayımlanan ilk faaliyet raporunun bu konularla ilgili bilgilendirmeleri içerecek şekilde tasarlandığı ifade edilmiştir.

Kent konseylerinin çalışma ilkelerini belirleyen konular arasında hemşehrilik hukuku açısından ortak kentlilik bilinci, ortak kent tarihi bilgisi, ortak davranış kalıpları, ortak yaşam kalitesi anlayışı, kentlilere karşı hoşgörü, saygı, ortak sorumluluk bilinci, kamusal düşünme kavramları aktarılırken, kentli hakları açısından temel insan hakları, çalışma ve ilişkili haklar, dayanışmacı haklar (kentli hakları), kent hakkı, hak arama ve savunuculuk ve haklarla ilgili hukuki çerçeve üzerinde durulmuş, iyi yönetişim açısından da şeffaflık, hesap verilebilirlik, açıklık, katılımcılık
etkinlik/verimlilik, yönetişim döngüsü ve stratejik yönetim kavramları üzerinden durulmuştur. Bu kavramların tartışılmasında konsey gönüllülerine fark ettirilmek istenen temel bazı hususlar bulunmaktaydı ki bunlar da konsey içerisindeki tartışmalara dayanmaktadır. En önemli meselelerin başında, bütçesi, icra yetkisi ve tüzel kişiliği bulunmayan kent konseylerinin gücünü kullanılabilir hale getirmenin koşulları gelmektedir. Bu açıdan, kent konseyi çalışmalarında kurumsal sınırlara ve temsiliyet-katılım ayrımına dikkat edilmesi gerekliliği ve yerel politika ve stratejilerle ilgili farkındalık sahibi olunması gerekliliği ifade edilmektedir. Çünkü, yerel yönetim birimlerinin çalışmaları hakkında yeterince bilgi sahibi olunmaksızın yapılacak önerilerin ciddi bir etki uyandıramayacağının bilinmesi önemlidir. Diğer yandan kurumsal iletişim ilkelerine uyulması, kent konseyinin taleplerinin doğru belirlenmesi, olgunlaştırılması ve ifadesi, doğru bileşenlerle bir arada hareket etme ve bürokratik algı tuzağından kaçınma uyarılarında da bulunulmaktadır. Kent konseyinde gönüllü katkıda bulunacakların hiçbir zaman kendilerini yeni bir bürokratik kademe olarak konumlandırmamaları sıklıkla çalışma gruplarına ve meclislere aktarılmıştır.

Çalışma grupları ve meclislerle bir araya gelindiğinde ele alınan diğer bazı konular da yatay örgütlenme mahalle düzeyinden başlayan katılımın önemi ile birlikte aynı zamanda ilgilenilen konuların aynı zamanda bürokratik karşılıklarının bulunduğunu unutmama ilkesidir. Katılımcılık gereği belli konularda çalışmalar yapılması önemlidir ancak, her konuda belli çalışmaların yapılmış olabileceği de unutulmamalıdır. Bu anlamda kent konseyi organlarının faaliyetlerinin temel olarak aşağıdaki başlıklardan oluştuğu ifade edilmektedir:

• Kentsel sorunları tartıştırmak,
• Kentsel politikalara ilişkin çalışmalar yapmak,
• Kentte ortak akla katkıda bulunmak,
• Yerel yönetimin katılımcı ve hesap verebilir işleyişine katkıda bulunma,
• Aidiyet ve kentsel kimlik ile ilgili çalışmalar yapma,
• Kentteki ilgi gruplarının kendisini ifade etmesine katkıda bulunma,
• Kentsel haklarla ilgili çalışmalar yapma.

Bu faaliyetlerin nihai amacının yerel yönetim karar organı tarafından değerlendirilecek tavsiye kararlarının üretilmesinin olduğu belirtilmektedir. Herhangi bir kentsel konuda bir tavsiye kararı alınacağı zaman da bazı ön çalışmaların yapılması gerekmektedir. Tavsiye kararı alınacak konuda mevcut çalışmalar, tavsiye kararlarının tarafsızlık, bağımsızlık, kamusallık nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tavsiye kararları oluşturulurken, konunun otoriteleri, uzmanları, kurumsal birimleri ile görüşmeler, istişareler yapılıp yapılmadığı ve tavsiye kararına ilişkin bir ortak aklın oluşturulması, Türkiye ve dünyadan örneklerin incelenmesi gibi konular sıklıkla çalışma grupları ve meclislere anlatılmıştır. Ayrıca, yürütme kurulunca onaylanan tavsiye kararlarının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisine iletilmek üzere Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi Bşk.’na gönderildiği, bunun için de tavsiye kararlarının genel olmasının gerektiği ve en fazla strateji, hedef, amaç detaylarına yer verilmesinin önemli olduğu belirtilmektedir. Tavsiye kararlarının etik kurallar gereği kişi adı, bütçe miktarı, iş yapış biçimi tariflememesinin gerektiği, bu olursa yanlış anlaşılmaların ortaya çıkabileceği uyarısında bulunulmaktadır. Yine ilgili tavsiye kararı onaylandıktan sonra kent konseyinin tek yetkisinin kararın akıbetini sormak ve takip etmek olduğu, icraya yönelik faaliyetlerde iş yapış usullerine, harcama şekline kent konseyinin müdahil olamayacağı, her detayı her aşamada kent konseyi ve belediye birimleri ile müzakere edilmiş projeler olabileceği ancak burada da çok sabırlı olunması ve beklentilerin düşük tutulması gerektiği aktarılmaktadır.

Tavsiye kararlarının dışında kent konseyi ile bileşenlerin ortak yürütecekleri, bileşenlerin belediye ile ortak yürütecekleri projeler konusunda da dikkat edilmesi gereken hususlar açıklanmaktadır. Sonuçta, kent konseyi, bileşenlerin kamusal nitelik taşıyan proje taleplerini ilgili birime aktarmak için çaba harcamaktadır. Ancak, ilgili birimle iletişim kurulduktan sonra, konseyin projelere ilişkin usul, projelerin kabulü, bütçe kullanımı gibi konuları takip etme sorumluluğu bulunmamaktadır. Kent konseyi yürütme kuruluna iletilen ve belediye birimlerinden destek istenen konularda yürütme kuruluna olgunlaştırılmış tam bilgi verilmesi gerekmektedir. Kabul edilmeyen ya da yapılamayacak projeler mutlaka olacaktır. Bunun sorumluluğu siyasi olarak belediyenindir. Kent konseyinin bu tür bir görevi bulunmamaktadır. İşte bu tür ilkeler açıklıkla düzenli olarak tartışılmakta ve kent konseyi, bileşenler, çalışma grubu ve meclisler ve belediye arasındaki ilişkilerde anlamlı bir denge yakalanmaya çalışılmaktadır.

Ayrıca sıklıkla çalışma grupları ve meclislerin faaliyetlerinin de yürütme ve başkanın tabi olduğu ilkelere tabi olduğu, çalışma grubu ve meclislerin de katılıma ve diyaloğa açık, yönetimleri sekreterya niteliğinde yapılar olduğu, kapalı, bürokratik güç odakları olamayacakları anlatılmaktadır. Yeniden görüşülecek olan eski Ankara Kent Konseyi Yönergesi organlar ile ilgili temel ilkeleri de belirlemektedir. Çalışma grupları en az her üç (3) ayda bir toplanır ve her altı (6) ayda bir çalışmaları ile ilgili bir raporu Yürütme Kurulu’na sunarlar. Bu koşullara uymayan çalışma gruplarının faaliyetine Yürütme Kurulu’nun salt çoğunluğunun kararı ile son verilebilir. Çalışma grupları, en az beş (5) üyenin ya da çalışma grubu konusundaki ihtisas kurum ya da kuruluşunun, faaliyet, amaç, hedef, kapsam, proje ekibi, taraflar, ilke ve yöntemler, çalışma plan ve programı önerilerini içeren başvurusunun yürütme kurulu tarafından kabulü ile oluşturulur. Çalışma grupları kuruluşlarından sonra en geç iki (2) ay içinde Yürütme Kurulu’na, çalışma grubu faaliyetleri, paydaşları ve etkinliklerini içeren bir çalışma planı sunarlar. Bu şekilde etkin iletişimin sürdürülmesi de hedeflenmektedir. Yakın zamanda bu yönerge koşulları da katılımcı yaklaşımlarla yeniden ele alınacaktır.

Ankara Kent Konseyi, en önemli faaliyetlerden olan savunuculuk konusunda da bir yaklaşım geliştirmeye çalışmıştır. Buna göre çalışma grupları ve meclislerle birlikte geliştirilen ilkeler şu şekildedir:

• Kent konseyi savunuculuk faaliyetlerinde öncelikle bilgilenme, diyalog, müzakere sıralaması izlenmelidir.
• Kent konseyi bileşenlerinin savunuculukla ilgili faaliyetleri, açıklamaları, davaları, basın duyuruları ve eylemleri kent konseyi yürütmesi ya da başkanı tarafından doğrudan kent konseyi içinde tartışılmadan tekrarlanamaz.
• Kent konseylerinde savunuculukta doğru yaklaşım bileşenlerin eylemliliği, kent konseyi yönetiminin diyalog ve müzakeresi şeklinde olmalıdır.

Gündelik işleyişteki bazı meseleler de çalışma grupları ve meclislerle birlikte ele alınmaktadır. Buna göre şu ilkeler geliştirilmiştir:

• Kent konseyinin hiçbir organı bürokratik değildir, olmamalıdır.
• Konsey organları arasındaki iletişimde öncelikle yazışmalar dışında mümkün olduğu kadar yüz yüze, görüntülü ve sesli, olmazsa yazılı iletişim kullanılmalıdır.
• Kent konseyleri bileşenlerine ve kamuya açık mecralarda tartışmaların ve iletişimin verimli olmadığı unutulmamalıdır.
• Ankara Kent Konseyinin 6 Milyon Ankaralı ve tüm il sınırlarını kapsadığı unutulmamalıdır.
• Çalışma grubu ve meclislerin kapalı ve daralan gruplar haline gelmesi tehlikeli ve verimsizdir. Çalışma grubu ve meclislerin ilk görevi nitelik ve niceliklerini geliştirmektir.
• Her ne olursa olsun, uzmanlık bilgileri dışında sekreterya dahil organlar arasında bir ast-üst ilişkisi bulunmamaktadır.
• Kent konseyinin esas işi, kentsel kamu politikası yapmak konusunda amaçları doğrultusunda çalışmalar yapmaktır.
• Bu çalışmalar icraya yönelik unsurları da içerebilir ama en öncelikli konu belli temalarda ortak aklı oluşturacak çalışmalar yapmaktır.
• Çalıştaylar, ortak akıl faaliyetleri, araştırmalar, öneriler geliştirilmesine yönelik her türlü faaliyet konseyin öncelikli faaliyetidir.
• Belli bir zaman sonra tavsiye kararları vs. tüm faaliyetler konusunda konsey ve organlarının üretecekleri belgelerin niteliği alınacak sonucu da etkileyecektir.
• Her ne olursa olsun, yanlış anlaşılmalara karşı hep ben değil biz, ben olmasam da öteki demeli, hoşgörü ve mütevazilikle konulara yaklaşmak durumundayız.
• Kent konseyinin esas işi, kentsel kamu politikası yapmak konusunda amaçları doğrultusunda çalışmalar yapmaktır.
• Bu çalışmalar icraya yönelik unsurları da içerebilir ama en öncelikli konu belli temalarda ortak aklı oluşturacak çalışmalar yapmaktır.
• Çalıştaylar, ortak akıl faaliyetleri, araştırmalar, öneriler geliştirilmesine yönelik her türlü faaliyet konseyin öncelikli faaliyetidir.
• Belli bir zaman sonra tavsiye kararları vs. tüm faaliyetler konusunda konsey ve organlarının üretecekleri belgelerin niteliği alınacak sonucu da etkileyecektir.
• Her ne olursa olsun, yanlış anlaşılmalara karşı hep ben değil biz, ben olmasam da öteki demeli, hoşgörü ve mütevazilikle konulara yaklaşmak durumundayız.

Bu yaklaşımlar ve ilkeler geliştirilirken, samimiyetle dış çevre koşulları da birlikte değerlendirilmektedir. Buna göre mevcut siyasi ortamın kutuplaştırıcı etkileri, Ankara’nın kent konseyi deneyiminin çok kısıtlı olması, kent konseyi kurumsallaşmasının bulunmaması, belediyenin katılımcılık refleksinin zayıf olması kapasitesinin düşüklüğü, salgın ve diğer unsurlar sebebiyle kaynakların azalması, sivil toplumda hiyerarşik ve bürokratik anlayışın etkisi gibi konular da birlikte değerlendirilerek bu esaslar yeri geldiğinde uyarlanabilmektedir. Ankara Kent Konseyinin en büyük gücü bu anlayışla çalışma grupları ve meclisler ile kurduğu etkin ilişkide bulunmaktadır.