ANKARA KENT KONSEYİ 10 TEMMUZ 2021 TARİHLİ 4. GENEL KURULU DİVAN BAŞKANI GÜNCESİ

ANKARA KENT KONSEYİNİN 3. VE 4. GENEL KURULLARI ARASINDAKİ YASAL SÜRECİN SEYRİ

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin Ankara Kent Konseyinin 29 Haziran 2019 Tarihli Genel Kurulunun İptali Yönündeki Açıklamalarına İlişkin Bilgi Notudur

• Kent konseyleri ilk olarak, 1992 Rio Çevre Konferansı sonrasında tanımlanan “Yerel Gündem 21 Programı” kapsamında Türkiye’de gönüllülük temelinde kurulmaya başlamış katılımcı demokratik yapılardır. Bu yapılara, her kentte yer alan sivil toplum kuruluşlarının gönüllü katılımı esas alınmıştır. 2004 Yılına kadar kent konseylerinin statüleri gayri-resmi olarak devam etmiştir.
• 2004 yılında çıkarılan 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 76. Maddesi ile birlikte, Türkiye’de kent konseyleri yasal nitelik kazanmıştır. Ancak, söz konusu Yasada kent konseylerinin kuruluşuna ilişkin yeterli ayrıntı bulunmadığı için takip eden yıllarda iki ayrı yönetmelik çıkarılarak işlerliğe açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
• Mevcut durumda kent konseylerinin işleyişi 2009 yılında güncellenen ve yürürlükte bulunan Kent Konseyleri Yönetmeliği ile sağlanmaktadır. Ancak, aradan geçen yıllar boyunca Yönetmelik içerisindeki sorunlar ve eksiklikler Türkiye’deki tüm kent konseyleri tarafından dile getirilmekte ve tartışılmaya devam etmektedir.
• İlgili Yasa ve Yönetmeliğe göre, Kent Konseyleri; bütçesi, icra yetkisi, tüzel kişiliği, makam ve mevkisi, kadrosu bulunmayan, katılım yükümlülüğü ve zorunluluğu bulunmayan, organları arasında hiyerarşi bulunmayan, kente ilişkin olarak sürdürülebilir kalkınma, hemşerilik hukuku, kentli hakları, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde tanımlanmış kurumların bir araya gelmesi ile oluşan gönüllü bir danışma organı niteliğindedir.
• Kent konseylerinin kuruluşu beldede yetkili belediye başkanının çağrısı ile gerçekleşmektedir. Ancak, belediye başkanının çağrısının hangi usulle yapılacağı açık bir şekilde tanımlanmamıştır. Geçmiş yıllarda bu konuda yaşanan tartışmalar ışığında ve yargı içtihatları doğrultusunda kamuya açık çağrıların yeterli olduğu kanaati oluşmuştur.
• İlgili mevzuata göre Kent Konseyi’ne; Mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, Belediye başkanı veya temsilcisi, Sayısı 10’u geçmemek üzere illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Mahalle sayısı yirmiye kadar olan belediyelerde bütün mahalle muhtarları, diğer belediyelerde belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan mahalle muhtarlarının toplam muhtar sayısının yüzde 30’unu geçmemek ve 20’den az olmamak üzere kendi aralarından seçecekleri temsilcileri, Beldede teşkilatını kurmuş olan siyasi partilerin temsilcileri, Üniversitelerden ikiden fazla olmamak üzere en az bir temsilci, üniversite sayısının birden fazla olması durumunda her üniversiteden birer temsilci, Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcileri, Kent konseyince kurulan meclis ve çalışma gruplarının birer temsilcisinin yapılan çağrıya göre kent konseyi genel kuruluna katılma hakkı ve yetkisi bulunmaktadır.
• Ancak, bu tanım geçmiş yıllarda kent konseylerinin çağrı ve toplanmasında ciddi sorunlara yol açmış ve açmaktadır. Özellikle büyükşehirlerde, tanımlanmış bulunan bu kurum ve kuruluşların sayılarının çok büyük olması sebebiyle davalar açılmış, en sonunda Danıştay, Kent konseylerinin birer danışma organı niteliğinde olduğu, genel kurullara katılımda gönüllülüğün esas olduğu, katılma hakkı bulunanların her koşulda katılma hakkının bulunduğu ancak bunun şekil şartlarına bağlanamayacağı kararlarını vermiştir. Yani, kent konseylerinin genel kurullarına katılım, katılma hakkı bulunan kurum ve kuruluşlara sonuna kadar açık olmakla birlikte, bu açıklık diğer kurum ve kuruluşların katılımını kesintiye uğratacak şekil şartlarına bağlanamaz.

• Örneğin, Başkent Ankara’da ilgili mevzuata göre kent konseyine katılma hakkına sahip yaklaşık 200 kamu kurumu temsilcisi ve muhtar, 50 kadar siyasi parti, 30 üniversite ve araştırma kuruluşu, 200 kadar kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu, 200 kadar sendika, 124 Noter, Baro, yaklaşık 13000 Dernek, 7000 Vakıf, yaklaşık 50 çalışma grubu ve meclis temsilcisi olmak üzere toplam yaklaşık 20000 kurum ve kuruluş bulunmaktadır. Bu kadar büyük sayıda bileşen içeren bir yapının mutat şekil şartlarına göre işleyemeyeceği de açıktır.
• Ayrıca, Başkent Ankara’da diğer kentlere nazaran bugüne kadar katılımcı, kapsayıcı ve kamuoyu tarafından bilinen bir Ankara Kent Konseyi deneyimi de yaşanmamıştır. İlçelerde kurulmuş bazı kent konseyleri olmakla birlikte, bu kent konseylerinin deneyimlerinin de sınırlı olduğu bilinmektedir. Nitekim 2009 ve 2014 yıllarında Ankara Kent Konseyi kurma deneyimleri olmuş, yeterince katılımcı ve kapsayıcı olmayan bu deneyimler kentte fazla bir karşılık bulmamıştır.
• İlgili mevzuat uyarınca, 2019 yerel seçimleri sonrasında yasal süresi olan 3 ay içerisinde Sn. Mansur Yavaş, Ankara’ya açık bir çağrıda bulunarak kent konseyinin toplanmasını sağlamıştır. Belediye, web sayfasından açık bir çağrıda bulunmuştur.
• Daha sonra, belediye yetkilileri açık çağrının yeterli olmayabileceğini, daha önceki yıllardan kent konseyi bilinirliğinin düşük olduğunu da dikkate alarak, yukarıda bahsi geçen katılma hakkı bulunan kurum ve kuruluşların bazı temsilcilerine ayrıca resmi yazılar da göndermiştir. Katılım hakkı bulunanların çokluğu düşünülerek özellikle birlik niteliğindeki kurum ve kuruluşların hepsine değil bir kısmına yazı yazılması yoluna gidilmiştir.
• Kent konseyi genel kurulunun yapılacağı 29 Haziran 2019 tarihinden birkaç gün öncesinde, davet yazısı almayan Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası gibi bazı meslek kuruluşlarında yanlış bir algı oluştuğu belediye tarafından fark edilmiş, kendilerine “resmi yazı gibi bir katılım koşulunun bulunmağı, genel kurula katılımlarının önemli olduğu” şifahi olarak da bildirilmiştir.
• Kent konseyi genel kuruluna dava açan Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve diğer kurum ve kuruluşlar genel kurul öncesinde ve sonrasında çeşitli kamuoyu açıklamaları yaparak genel kuruldan haberdar olduklarını da ortaya koymuşlar, ancak açık çağrı yapılan bu ilk genel kurula katılım sağlamamışlardır.
• 29 Haziran 2019 tarihinde gerçekleşen ilk genel kurulda, çağrıyı yapan Sn. Mansur Yavaş, çağrı ile ilgili olarak ortaya çıkan çekincelerin hepsinin giderileceği, kent konseyine üyelik başvurusunda bulunan herkesin kabul edileceğini bizzat ilan ve beyan etmiştir.
• Bu genel kurula 270 kadar üye katılmıştır. Katılımcılar arasında ilgili mevzuatta sayılan tüm kategorilerdeki temsilciler yer almıştır. Bu sayı bugüne kadar Türkiye’de yapılan tüm kent konseyleri genel kurulları arasında en fazla katılımlı genel kurullardan birisi olmuştur.
• Yapılan genel kurulda kent konseyi başkanlığına ATO temsilcisi Halil İbrahim Yılmaz oy çokluğu ile, ayrıca 23 kişiden oluşan bir yürütme kurulu da oy birliği ile seçilmiştir. Seçilen Halil İbrahim Yılmaz konuşmasında “Ankara Kent Konseyine mevzuata uygun olarak başvuran herkesin kabul edileceğini, başkan ve yürütme kurulunun sekreterya niteliğinde seçildiğini, kent konseyinin hiyerarşik olmayan yatay bir örgütlenme olduğunun” altını çizmiştir.

• Seçimler sonrasında Ankara Kent Konseyi kurumsallaşma sürecine devam etmiştir. Bugün itibariyle 550 kadar üyeye ulaşan, 29 çalışma grubu ve 3 meclisi bulunan kent konseyi Türkiye’nin en yaygın katılımlı kent konseyi haline gelmiştir. Gönüllüleri ile birlikte 2000 kişilik bir kitleye ulaşan kent konseyi, kentin sorunları ve kentsel politikalar ile yakından ilgilenmekte, bugüne kadar sağlanmamış bir ortak akıl ve diyalog ortamının oluşmasına katkıda bulunmaktadır.
• Nitekim bu çabaların sonucunda Türkiye’de ilk defa bir kent konseyine Uluslararası Kolaylaştırıcılar Birliği tarafından “Katılımcılık Etki Ödülü” verilmiştir. Ankara Kent Konseyi aldığı bu ödülle çalışmalarının niteliğini ortaya koymuştur.
• Kuruluşundan sonra Ankara Kent Konseyi 5 Ekim 2019 ve 29 Şubat 2020 tarihlerinde 2. ve 3. Olağan genel kurullarını yapmıştır. Bu genel kurulların öncesinde ilk genel kurula katılamadıklarını, genel kurulun yinelenmesi gerektiğini yazılı olarak bildiren TMMOB İl Koordinasyon Kuruluna ve Mimarlar Odası Ankara Şubesine belediye tarafından kent konseyi daveti yazılı olarak yinelenmiştir. Ancak, özellikle TMMOB Mimarlar Odası ve benzer bazı kuruluşlar ısrarla bu davete yanıt vermemiştir.
• Seçilen Ankara Kent Konseyi Başkan ve Yürütme Kurulu daveti şahsen yinelemek amacıyla Türk Tabipler Birliği ve TMMOB yönetiminden randevu isteyerek görüşme talebinde bulunmuştur. Tabipler Birliği talebe olumlu yanıt vermiş ve görüşme gerçekleştirilerek davet yinelenmiştir. Ancak, TMMOB’dan bir randevu alınamamıştır.
• 2019 yılı içinde TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası 29 Haziran 2019 tarihli genel kurulun iptali için ayrı ayrı idari yargıya başvurmuştur. Bununla birlikte Ankara Tabip Odası, aynı zamanda kent konseyine temsilci bildirmiş, Tabip Odası Temsilcisi 2. Olağan Genel Kurula katılım sağlamıştır.
• Ankara Tabip Odasının açtığı davada idare mahkemesinden genel kurul için yürütmeyi durdurma kararı çıkmış, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin açtığı davada ilk etapta yürütmeyi durdurma talebi reddedilmiştir.
• Ankara Tabip Odası temsilcisi zaman içerisinde kent konseyi içerisinde aktif roller üstlenmiş, Halk Sağlığı Çalışma Grubu sözcülüğüne seçilmiştir. Bunun üzerine Tabip Odası artık davaya yer olmadığına kanaat getirerek davasından çekilmiştir.
• Ancak, Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kendi açtığı davada ret kararı alınmış olmasına rağmen, Tabip Odasının çekildiği dava ile kendi davasının birleştirilmesi talebinde bulunmuş, ilgili idare mahkemesi bu talebi yerinde bularak davaları birleştirmiştir.
• İki ayrı idare mahkemesinin farklı kararları da aslında dava taleplerinin ne kadar sorunlu olduğunun bir göstergesidir.

• Daha sonra, davayı üstlenen İdare Mahkemesi genel kurul için üyelerinin karşı oyları ile iptal kararı vermiştir. Mahkemenin karşı oy kullanan üyesi “söz konusu kurumun genel kurula katılımının seçimde bir farklılık yaratmayacağı ve daha sonra da katılım hakkının baki olduğu” görüşünü ifade etmiştir.
• İptal kararı üzerine belediye bu iptal kararını istinaf mahkemesine götürmüş, istinaf mahkemesi iptal kararını yerinde bularak genel kurulu iptal etmiştir.
• Bütün bu süreç boyunca, pandemi koşullarında Ankara Kent Konseyinin Başkanı, yürütme kurulunun her üyesi ve bileşeni, büyük özveri ile yer yer hayatlarını da tehlikeye atarak, Ankara Kentinin kamu yararına çalışmalarına devam etmişlerdir. Sonuçta Ankara Kent Konseyi kentte ciddi bir farkındalık yaratarak ortak akılla önemli konuların görüşülmesine ve önemli işlerin yapılmasına katılımcı bir anlayışla katkıda bulunmuştur.
• Dava sürecine ilişkin bilgi verilen tüm kent konseyi bileşenleri de itirazda bulunmaksızın bu özverili çabaları takdir etmiş katkılarını sürdürmüş ve katılımcılık süreçlerinin ileride mutlaka yanlışlığı ortaya çıkacak bu tür tartışmalı süreçlerle kesintiye uğratılamayacağını sıklıkla dile getirmiştir.
• İptal kararı doğrultusunda, kararın tebliğinin ardından pandeminin elverdiği koşullarda, hukuk usulleri gereğince mümkün olan ilk uygun zamanda seçimli genel kurul yapılarak genel kurul yenilenmiştir. Genel Kurulun yenilenmesi ile ilgili çağrıyı Ankara Büyükşehir Belediyesi, pandemi koşullarına uygunluk onay verme işlemini Ankara Valiliği yerine getirmiştir.
• Karar doğrultusunda TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin nın “Ankara Kent Konseyinin tüm çalışmalarının yok hükmünde olduğu” iddiası hem ilgili mevzuata hem hukukun usul ve esaslarına aykırı bir yorumdur. İlgili mevzuat ve içtihatlar doğrultusunda, kent konseyleri kamu kaynağı kullanmayan, icra yetkisi bulunmayan, tüzel kişiliği bulunmayan gönüllü ve danışma kurulu niteliğinde yapılar olduklarından, yürütülen çalışmaların durdurulması bu çalışmaları yerine getiren büyük bir kitlenin katılım hakkının ortadan kaldırılması ve demokratik katılıma zarar verilmesi anlamına gelecektir. Mahkeme sadece genel kurulun iptaline hükmetmiştir. Bu doğrultuda da genel kurul uygun koşullarda yinelenmiştir.
• Öte yandan, pandemi koşulları sebebiyle, genel kurulun beklenen zamanda toplanamaması durumunda da genel kurul yapılana kadar mevcut yönetimin, idarede süreklilik ilkesi, katılımcı mekanizmaların devamının gerektirdiği kamu yararı gereği görevine devam etmesi gerekmektedir. Nitekim, ilgili mevzuatta da bu tür bir süreçte aykırı bir hüküm bulunmamaktadır. Yine, benzer şekilde sivil toplum örgütlerinde de aykırı bir hüküm bulunmaması durumunda benzer yol izlenmektedir.
• Sonuç olarak; Ankara Kent Konseyi seçimli genel kurulu Valilik izni ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının çağrısı ile uygun koşullarda ve zamanda yinelenmiş, bu vakte kadar, mevcut yönetim kamu yararı gereği kent konseyinin sürekliliğini sağlamak için görevine devam etmiştir.
• Ancak, bilinmesi gerekir ki, alınan bu mahkeme kararı Türkiye’de demokratik kent yönetimine katılım açısından ciddi bir garabet içermektedir ve emsal karar olarak ciddi zararlar verme potansiyeli bulunmaktadır. Artık, mevzuatta bulunmamasına rağmen, Türkiye’deki tüm kent konseylerinin genel kurullarında “yazılı davet gelmediği” gerekçesi ile dava açılabilir hale gelmiştir.

• Nihai olarak şu bilinmelidir ki; Ankara’nın şu ana kadar gördüğü en şeffaf, hesap verebilir, katılımcı ve kente katkıda bulunan kent konseyi olan Ankara Kent Konseyi, hoşgörü, diyalog, yatay örgütlenme esaslarına göre çalışmalarına devam edecek, Ankara’daki geniş halk kesimlerinin sesini duyurmak için çabalarından vazgeçmeyecektir. Hukuka saygının gereğini yerine getirmek Ankara Büyükşehir Belediyesinin, katılımcı demokratik kazanımları sürdürmenin sorumluluğunu taşımak Ankara Kent Konseyinin tüm üyelerinin ve Ankaralıların yükümlülüğüdür ve kamu yararınadır.
• Ankara’da önceki dönemlerde karar alma süreçlerine hiçbir şekilde dahil edilme olanağı bulunmazken ve kentte kamplaşma ve kutuplaşma üzerinden bir yönetim biçimi yaygınlaştırılırken kurulan kent konseylerine karşı herhangi bir yasal itirazda bulunmayanlar, mevcut kent konseyleri üzerinden de kentte yönetime katılma yönünde ne yazık ki hiçbir gayret göstermemiştir. Bu süreçte kent konseyi konusundaki bu çifte standartlı anlayışa sahip olanların aynı dönemde kent konseyini haksız bir şekilde eleştiren eski belediye başkanı ile aynı cenaha düştüklerini tarih kaydetmiştir.
• Hal böyleyken, sn. Mansur Yavaş’ın açık çağrısı ve katılımcı belediye anlayışını hayata geçirme konusundaki desteği sonrasında yapılan bir genel kurul ile oluşan ve bileşenlerinin gönüllü, özverili ve inançlı çalışmalarıyla bugüne dek Ankara için görülmemiş çalışmalar gerçekleştiren kent konseyi çatısı altında emek veren herkes adına bugün gelinen nokta sadece üzücüdür ve manidardır.
• 2021 Yılı Bahar aylarında pandemiye ilişkin olarak alınan önlemlerin hafifletilmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden Ankara Kent Konseyi Genel Kurulu için çağrıya çıkılmıştır. Genel Kurul mahkeme kararı neticesinde gerçekleştirileceği için tüm süreç Belediye tarafından yürütülmüştür.
• Genel Kurul tarihi 10 Temmuz 2021 olarak belirlenmiştir. Genel Kurul öncesinde 600 kadar olan üye sayısı Genel Kurula kadar olan kayıtlarla birlikte 1200’e çıkmıştır. Genel Kurul Ankara Altınpark Konferans Salonunda büyük bir katılımla gerçekleştirilmiştir.
• Genel Kurulda demokratik katılım ilkeleri gereği Divan oluşumundan sonra genel kurul iptali davasını açan TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanına ilk söz verilmiştir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın açılış konuşmasının ardından da genel kurul başlamıştır.
• Genel Kurulda Ankara Ticaret Odası Temsilcisi Halil İbrahim Yılmaz yeniden Başkan Seçilmiştir. Ayrıca 35 kişilik bir yürütme kurulu oluşturulmuş, yürütme kuruluna bir danışma kurulu ve onur kurulu oluşturulması için yetki verilmiştir. Seçilen yönetim halen görevine devam etmektedir. Genel Kurul sonrasında davayı açan TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi de Kent Konseyinin bir üyesi olmuştur.