CUMHURİYET MİRASINA SAHİP ÇIKMAK: ÇUBUK BARAJI REKREASYON ALANI

Kentsel yaşamın en önemli özelliklerinden birisi, kentte yaşayan yurttaşların ve konuya özgü uzmanlıkları bulunan insanların kentte alınan kararlara ve uygulamalara ilişkin bir farkındalığının ve söyleyecek sözünün olmasıdır. Aslında bu açıdan bakıldığında, kentteki her uygulamaya ilişkin binlerce farklı ve yaratıcı görüş, düşünce ve talep bulunmaktadır. Ancak, bu düşüncelerin karar verici ve uygulayıcılara erişebilmesi ve hatta uygulamaya yansıyabilmesi için katılımcı bir kanalın bulunması gerekmektedir. Pek çok durumda bu farklı görüşler iletişim araçlarıyla tartışılabilir hale gelir ve uzmanlar tarafından belli unsurlar ve öncelikler halinde sıralanabilir hale gelirler. Ancak, bunların gerçekten uygulamaları etkileyebilmesi için ayrıntıların konuşulabildiği, gerekirse yapılıp tekrar bozulabildiği ve hatta vazgeçilebildiği bir müzakere ortamının oluşması gerekir.

İşte bu açıdan tarihi Çubuk Barajının korunması ve bir rekreasyon alanına dönüştürülmesi süreci Ankara Kent Konseyi adına önemli bir örnek oluşturmaktadır. Geçmiş yirmi yılda Başkent Ankara’daki cumhuriyet dönemi somut ve somut olmayan kültürel mirasının çağdaş yaklaşımlarla ele alınmamış olması kentin kültürel mirasına ciddi zararlar vermişti. Çeşitli cumhuriyet dönemi mimarlık eserlerinin yok edilmesi, Atatürk Orman Çiftliği gibi alanların amacı dışında kullanımlara açılması bunun örnekleri arasında sayılabilir. Bunlar arasında Cumhuriyet Döneminde ulusal kaynaklarla, yerli mühendislerle gerçekleştirilen ve Başkent Ankara’nın altyapı sistemine su temininde önemli bir yeri bulunan Çubuk Barajındaki Baraj Gazinosunun yıkılmış olması da acı bir vaka olarak tarihte yerini almıştır. Geçmiş dönem belediye yönetimi baraj alanını pelüş hayvanlardan oluşacak bir tarih öncesi hayvanlar ve bilim parkı haline getirmeyi planlamaktaydı. Bu amaçla 2009 yılından bu yana çeşitli projelendirme çalışmalarının yürütüldüğü, Barajın gövdesinde biriken toprak dolgunun ortadan kaldırılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktaydı. 2019 yerel seçimlerinden sonra bu tasarıların tamamından vazgeçilerek alanın bir rekreasyon alanına dönüştürülmesi süreci başlatıldı. Bunda kuşkusuz pandemi döneminde ortaya çıkan kentsel açık alan ihtiyacı da etkili olmuştur.

Ankara Kent Konseyinin gerçek anlamda kurulduğu 2019 yılı haziran ayından beri temel öncelik alanlarından birisi Başkent Ankara’nın cumhuriyet dönemi mirasının bir ortak kentsel kimlik unsuru olarak ele alınmasıydı. Bu sebeple Çubuk Barajının bir rekreasyon alanına dönüştürülmesi süreci belki de geçmişteki kayıpların telafi edilmesinin, kentin asli kimlik unsurlarına kıymet verilmeye başlanmasının ilk aşaması olabilir düşüncesiyle kent konseyindeki ilgili uzmanlar ve yürütme kurulu üyeleri ve profesyonel işi peyzaj uygulamaları olan kent konseyi başkanı Halil İbrahim Yılmaz süreci yakından izlemeye başladı. Belediye yetkililerinin ilk aşamadaki düşüncesi alanı büyük yapısal müdahaleler olmaksızın bir peyzaj düzenlemesi ile ele almak, Barajın gövdesinde ve su kanalında gerekli tamiratları gerçekleştirmek ve gündelik ihtiyaçları karşılayacak ticari ve diğer hizmet elemanlarını yerleştirmek şeklindeydi. Baraj Gazinosu gündemde olmamakla birlikte Atatürk Evinin bir sergi salonu olarak düzenlenmesi ve zaman içerisinde gerekli altyapı düzenlemeleri yapıldıktan sonra barajın su tutması öngörülmekteydi. Bu yaklaşım geçmişteki yaklaşımdan daha anlamlı olmakla birlikte, Çubuk Barajının tarihi misyonu sebebiyle daha özenli ve uzman desteğinden yararlanan bir tutumun ciddi katkılarda bulunabileceği açıktı.

Ankara Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeleri ve bileşenleri 2019 ve 2020 yıllarında alana ilgili yetkililerle birlikte ziyaretler yaparak uygulamaların olgunlaşması için katkılarda bulunmaya çalıştılar. Bu katkılar 5 unsuru içermekteydi: 1. Peyzaj uygulamalarının kalitesinin arttırılması, 2. Alandaki tarihi ve kültürel miras unsurlarının korunması ve sergilenmesi, 3. Alandaki baraj gazinosunun belli bir planlama dahilinde rekonstrüksiyonunun yapılması, 4. Alanın kullanımına ve işlevlendirilmesine ilişkin öneriler, 5. Alanın açılış sürecindeki organizasyona katkıda bulunulması. Bu ziyaretlerde yapılan toplantılara yer yer konusunun uzmanı olan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası yönetimi gibi bileşenler de katıldılar. Uygulamanın farklı aşamalarında yapılan bu katkılarla rekreasyon alanının düzenlenmesindeki ayrıntılarda daha doğru ilkeler uygulamaya konabildi. Alanın tamamında mangal yakılmasının sınırlandırılması, barajın özgün kullanımına yakın bir tasarım ve uygulama yapılması büyük ölçüde gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen bu ziyaretler boyunca uygulamayı yapan ANFA Şirketi, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Fen İşleri Dairesi Başkanlığı yetkilileri ile Ankara Kent Konseyi bileşenleri arasında tamamen gönüllülüğe dayalı bir katılımcılık süreci gerçekleştirildi. Bu katılımcılığın daha sonra da devam eden, sergi salonunun Barajın tarihini anlatan bir kalıcı sergiye kavuşturulması gibi ürünleri de oldu. Pandeminin en zorlu zamanlarında olan bu ortak çalışma sürecinin sonrasında ise, sürece çok özverili ve büyük katkılarda bulunmuş olan ANFA Genel Müdürü değerli Hasan Yalçıntaş’ın vefatı ise büyük bir üzüntüye sebep oldu. Hasan Yalçıntaş ılımlı kişiliği, uzmanlığa değer veren yaklaşımı ve çalışkanlığı ile bu süreçte katılımcılığın faydaya dönüşmesini sağlayan kişi olarak hafızalarda saygın bir yer edinmişti.

Çubuk Barajı Rekreasyon alanı zorlu iklim koşulları altında 29 Ekim 2020 tarihinde görkemli bir törenle açıldı ve sonrasında Ankaralıların yoğun ilgisi ile kullanılmaya başlandı. Gerekli altyapı ve mühendislik çalışmalarının tamamlanmasının ardından da 2021 yılı sonunda baraj gövdesi su tutmaya başladı. Ankara Kent Konseyi hala yıkılmış bulunan baraj gazinosunun yeniden yapılması sürecini ısrarla takip etmeye devam etmektedir.