Ankara Kent Konseyi, bundan yaklaşık üç yıl önce, Ankara’da etkin ve kapsayıcı bir kent konseyinin var olabileceğini göstermek için Ankara’lılarla birlikte ilerlemek üzere yola çıkmıştı. Cumhuriyetin kurulup modern devlet geleneğimizin kurumsallaştığı ve kent yönetimine katılım konusunda çok ciddi bir potansiyele sahip bulunan bir kent için göreli olarak geç bulunabilecek bu girişim bu kısa sürede çok önemli bir mesafe kat etti. Türkiye’de fiilen yirmi beş yılı aşkın süredir var olan, mevzuatta da on sekiz yıldır bulunan kent konseylerinin Başkent Ankara’da görünürlük elde etmesi yalnızca devletin bu katılımcı mekanizmayı tanımasını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda uzun yıllardır bu konuda emek sarf edenler için de umut kaynağı oldu. Ankara Kent Konseyi deneyiminden sonra biliyoruz ki artık kent konseylerine olan bakış ve algı değişmeye başlamıştır.
Bu durumun ortaya çıkmasında başta iç ve dış paydaşlarımızın çok önemli katkıları olduğunu ifade etmek gerekiyor. Öncelikle daha önce Türkiye’nin dört bir köşesinde ısrarla ve inançla kent konseylerinin önemini anlatmaya çalışan, bu uğurda türlü riskleri ve zorlukları göze alan gönüllülerin katkısı çok önemlidir. Kurumsal yapıların çok hızla değişebildiği, kolay gözden çıkarılabildiği bir ülkede yirmi yıla yakın bir süre hem de ciddi kaynaklar ve kurumsal yetkiler olmadan varlığını sürdürülebilmek bu özverili çabalar sayesinde mümkün olabilmiştir. Savunuculuktan dayanışmaya, kent kültürünün geliştirilmesi için ürütülen çalışmalardan toplumsal cinsiyete kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteren kent konseyleri yerel gücün gönüllülük temelinde örgütlenebildiği bir yapı oluşturarak Ankara Kent Konseyinin üzerinde yükseldiği anlayışı şekillendirmiştir. Attığımız her adımda güvencesini hissettiğimiz bu önemli birikimle yürümenin güvenini hissettik.
Diğer yandan, öngörülen bu kent konseyi modelinin oluşturduğu anlayışı inşa eden, bugüne kadar belki birbiri ile hiç karşılaşmamış, çok farklı kesimlerden insanlar aynı çatı altında bir araya gelerek gerçek manada hiyerarşisi olmayan bir yapı ve işleyiş oluşturmayı başardılar. Çalışma gruplarımız ve meclislerimizde faaliyet gösteren her bir gönüllümüz ufkun ötesinde, kentin öteki ucunda da olsa kent konseyinin heyecan ve coşkuyla dahil olabileceği yeni mecralar açtılar. Bunun sonucunda, mevzuatta tanımlanmış bulunan koşulları ve şekil şartlarını hoşgörü, vizyonerlik ve eylemlilik ile aşan, bir araya gelme meşruiyetini katılımcılığın doğru tanımlanmış ilkelerinden alan, çok farklı duygudaşlıkları bir arada yaşamamıza vesile olan bir kitle ortaya çıktı. Bu kitle bireyler olarak görünürlük kazanan ve kolektif olarak çoğalan bir anlayışın büyümesine vesile olarak Ankara Kent Konseyini Türkiye’nin en büyük kent konseyi haline getirmekle kalmadı, aynı zamanda sürdürülebilir bir katılımcılık mekanizmasının temellerini attı.
Bize düşen artık, görev süremizin ikinci yarısında bu muazzam birikimin kayda geçirilmesi için doğru çalışmaları yapmaktır. Bu doğrultuda, Ankara Kent Konseyini dışarıdan izleyerek katkıda bulunan, içeriden özverili çabalarda bulunan tüm dostlarımızın, yapılan çok önemli ilklerin ve her biri çok değerli çalışmaların olabildiğince tarihe kayıt düşülmesi amacıyla bu seyir defteri oluşturuldu. Pek çok bileşenimiz zor bir zamanda ve koşullarda, yazılarıyla bu yolculuğumuzun önemli aşamalarını kayda geçirmemize katkıda bulundu. Eksiklikler ve erişemediğimiz bileşenlerimizin katkısı bu seyir defterinin bir köşesinde izleriyle mutlaka hissedilecektir. Bu çalışmada gösterebildiğimizin kat be kat üstünde bir birikimin bize eşlik edenlerin düşünce ve duygu dünyasında yaşamaya devam edeceğinden kuşkumuz yok.
Bu düşüncelerle Ankara Kent Konseyinin yolculuğuna eşlik eden tüm bileşenlerimize ve bu seyir defterinin oluşumuna katkısı olan herkese candan teşekkürlerimi sunuyor, katılımcılık seyrinin geleceğini birlikte oluşturmak için tüm Ankaralıları kent konseyine davet ediyorum.