Isparta’dan Ankara Kent Konseyi’ni Takibin Zevki ve Kent Konseyleri Üzerine Bazı Gözlemler

Ankara Kent Konseyi’ni ve Konsey Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin’i geçen yıl ziyaret etme onur ve mutluluğunu tatmış, çok sayıdaki başarılı çalışmaları konusunda ilk elden bilgi sahibi olmuştum. Sayın Şahin, kendisini ziyaretimde, “çalışmaları yürütürken tüm kesimleri içerme ve katılımcı olma konusunda çok duyarlı olduklarını” özellikle vurgulamıştı. Gerçekten de “katılımcılık ve içerme”, kent konseylerinin özü ve ruhu!

Üniversite eğitimimi Ankara’da aldığım için kendimi her zaman biraz da Ankaralı gibi hissederim. Onun için de Ankara Kent Konseyi’nin çalışmalarını Isparta’dan, uzaktan ama sürekli olarak ve ilgiyle, Sayın Şahin’in, Konseyin ve Konsey Başkanı Sayın Halil İbrahim Yılmaz’ın sosyal medya hesaplarından takip ediyorum. Ama çalışmalar ve faaliyetler o kadar çok ki, takipte zorlanıyorum! Çok farklı alanlarda, çok sayıda çalışma, faaliyet, söyleşi, program, çalıştay, toplantı vb. gerçekleştiriyorlar. Faaliyetler ve çalışmalar; kültür, sanat, spor, çevre ve eğitim’den kent tarihine, semt kültürüne, kentlilik bilincine, katılıma, kentsel mirasa ve mimariye, kentsel gelişime, dijitalleşmeye, mesleki gelişim ve genç istihdamına, girişimciliğe, üniversite öğrencilerinin sorunlarına, tüketici haklarına, engelli haklarına, kadın haklarına, sokak hayvanlarının korunmasına ve diğer birçok çeşitli alana yayılıyor. Bu çabalarında, farklı kulvarlardan STK ve üniversitelerle iş birliğinde, onları ve vatandaşları çalışmalarına katma veya onların çalışmalarına destek olma konusunda da çok başarılılar. Bu alandaki başarıları Uluslararası Katılımcı Gözlemevi (OIDP) tarafından 2021 yılında “Yurttaş Katılımında En İyi Uygulama” ödülüne layık görülmeleriyle de kanıtlanmış ve taçlandırılmıştı. Tüm bunların yanında, katılımcılık konusunda Ankaralı genç, öğrenci, çocuk, engelli, kadın, yaşlı gibi grupları kucaklamak için gösterdikleri özen ve onların ve tüm Ankaralıların sesi olma, onların talep ve ihtiyaçlarını dile getirme ve karşılama konusundaki çabaları, bu konularda katılım ve iş birliği sağlama becerileri de gerçekten takdire şayan.

Ankara Kent Konseyi’nin örnek başarılı konumuna ve bunun uluslar arası alanda da tasdik ve takdir görmesine; Balıkesir’de düzenlenen ve çok başarılı geçen Üçüncü Kent Konseyleri Sempozyumu’nda dinlediğim diğer birçok kent konseyinin başarılı çalışmalarına rağmen, genel olarak kent konseylerinin Türkiye’de sayı ve işlev olarak halen istenen düzeyde olmadığını söylemek zorundayım. Ankara Kent Konseyi gibi başarılı örneklerin sayısının artması gerekiyor. Kökleri oldukça başarılı Yerel Gündem 21 uygulamalarına dayanan kent konseyleri, Türkiye’de henüz yeni gelişiyor. Bu nedenle demokratik katılımcı yapılar olarak kent konseylerinin öneminin ve değerinin henüz yeterince anlaşıldığını söylemek maalesef güç.

Bu konuda kendi düşüncelerimin ötesine, daha nesnel olmak adına, yeni tamamlanan bir alan araştırmasının bulgularını paylaşarak, Türkiye’de kent konseyi deneyiminin genel olarak daha iyi anlaşılmasına ve gelişmesine katkı yapmayı deneyeceğim yazımın geri kalan kısmında. Söz konusu araştırma, Prof. Dr. Erbay Arıkboğa ile birlikte uzman araştırmacı olarak “belediyeler ve katılımcı yerel yönetişim süreçleri” ayağında yer aldığım, AB tarafından finanse edilen, T.C. İçişleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın eş faydalanıcı olduğu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Yerel Yönetim Reformu Projesi III. Aşama (LAR III) çalışmasıdır. Belediye meclis üye ve başkanları, STK’lar, merkezi yönetim temsilcileri, akademisyenler, kent konseyi temsilcileri ve muhtarların da katılımcı olarak yer aldığı alan araştırmasından elde ettiğimiz verilere göre, kent konseyleri “potansiyeli yüksek, önemli katılımcı demokratik birimler” olarak görülmektedir. Katılımcılara göre kent konseyleri, “vatandaş taleplerini toplamak, ihtiyaçları belirlemek, belediye ve diğer kamu kurumlarıyla iletişim kurmak, koordinasyon ve işbirliği yapmak için çok uygundur.” Bu nedenle de katılımcılar “bir kente katkı yapmak için illaki belediye meclis üyesi olmaya gerek” görmediklerini, “kente ilişkin fikri olanların, bu firiklerini kent konseylerinin çalışmalarına katılarak ve/veya destek vererek de hayata geçirebileceklerini” belirtmiştir.

Ancak, katılımcılar “kent konseylerinin özellikle belediyenin karar ve icra organlarının faaliyetlerine dair izleme, değerlendirme ve denetim yaparak eleştiriler getirme ve hesap sorma konusunda ürkek davrandığını” ifade etmiştir. Ayrıca, belediyelerin ve belediye meclislerinin kendi içine kapalı ve sadece üye ve katılımcılarla sınırlı kalmadan, kentteki farklı kesimlerle ve aktörlerle etkileşim içinde çalışarak, daha geniş bir etki ve fayda ortaya koyabileceği düşüncesini dile getirmişlerdir. Bu konuda başarısı ile öne çıkan Ankara Kent Konseyi gibi iyi örneklerin sayısının da artması gerekmektedir.

Katılımcılar, kent konseylerinin yaşadığı başka bir çelişkili duruma da dikkati çekmişlerdir. “Kent konseylerinin özerk ve sivil niteliğine” vurgu yaptıktan sonra, bunların bütçesiz gönüllü yapılar olduklarını ancak işlevselliği ve başarısı için “belediyenin kent konseylerine sürekli bir ofis ve asgari personel desteği sağlamasının” önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Bunun yanında, kaynak sağlama açısından da “belediyelerce kent konseylerinden yıllık faaliyet programı istenerek, bu programda öngörülen çalışma ve projelere daha düzenli kaynak sağlanabileceği” belirtilmiştir. Böylece “kent konseylerinin belediyeye sürekli ricacı olma pozisyonundan kurtularak, daha özerk ve etkili çalışmalarının” mümkün olacağı dile getirilmiştir.

Aslında kent konseyleri; belediyelerce bütçe, imar planı ya da stratejik plan hazırlanması; kentlilik bilinci, dayanışma ve işbirliği çerçevesinde birçok çalışmanın katılımcı bir biçimde yapılabilmesi ve kent sakinlerinin talep ve ihtiyaçlarıyla daha iyi örtüşen ürünler ortaya konabilmesi açısından zaten önemli katkılar vermektedir. Ayrıca, engelli, kadın, genç vb. meclislerinde ya da çalışma gruplarında yapılan faaliyetler ile kentin daha dezavantajlı kesimlerine yönelik uygulamalar ve çalışmalar yürütülmesinde önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Ancak, kent konseyleri belediye meclislerinin katılımcı karar alma ve denetim süreçleri işletebilmesine de daha fazla katkı verebilir. Bu bağlamda yine bahsi geçen araştırmanın katılımcıları, “Meclis gündemine gelecek konuların, meclis toplantıları öncesinde kent konseyi aracılığıyla ve geniş halk ve STK katılımıyla daha uzun, detaylı ve şeffaf olarak ele alınıp görüşülebileceğini” belirtmiştir. Bu bağlamda mahalle ve semt yönetimlerinin de daha katılımcı işletilebileceği ifade edilmiştir. “Oluşturulacak mahalle ya da semt meclislerinde tartışılan ve kararlaştırılan mahalle ya da semt konu ve sorunlarının, belediye meclislerine iletilebileceği, mahalle ve semt temsilcilerinin bu konularda meclislerin karar süreçlerine ve tartışmalarına müdahil olabileceği” dile getirilmiştir.

Gerçekten de kent konseyleri konusunda deneyimli olan katılımcıların bu saptamalarına ve önerilerine katılmamak mümkün değil. Bu öneriler ile bu önerileri büyük ölçüde hayata geçiren Ankara Kent Konseyi gibi iyi örnekler, Türkiye’de kent konseyi deneyiminin gelişerek daha iyi bir yere gelmesi açısından umutlarımızı artırıyor. Bu türden düşünceler, çabalar ve iyi örnekler, belediye ile kent konseylerinin daha etkili işbirliği geliştirerek daha başarılı çalışmalar yapmalarına katkı sağlayabilir. Ayrıca, halkın seçimden seçime, sadece siyaseten yerel yönetimleri denetleyen konumdan kurtarılarak, kent konseyleri, mahalle meclisleri gibi demokratik yapılar aracılığıyla yönetime daha yaygın ve etkili katılımının önü açılabilir ve temsili demokrasinin önemli bir eksikliği giderilebilir. Kentli, kendi ve kenti için daha fazla söz sahibi olup, daha istekli sorumluluk üstlenebilir.

Tüm bu saptamalar ve öneriler konusunda Ankara Kent Konseyi’nin tüm Türkiye’ye iyi uygulamalar ve faaliyetleriyle örneklik etmesini, Ankara’nın tüm kesimlerini Ankara için ortak akıl üretmek için bir araya toplama konusundaki başarılı çabalarını, uzaktan sanal ortamdan da olsa izlemek mutluluk ve keyif verici. Ankara Kent Konseyi’nin başarısını gönülden tebrik ediyorum ve devamını diliyorum.

 

Prof. Dr. Hüseyin GÜL

Süleyman Demirel Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi