MİLLİ MÜCADELENİN 100.YILINDA KENT KONSEYİ

Kadim Koç
Ankara Kent Konseyi 100.Yıllar Çalışma Grubu Sözcüsü, kockadim@gmail.com

1. Ankara Kent Konseyin 100.yıllardaki önemi.
İstiklal Savaşında, Türk milleti sadece düşmanla değil yoklukla ve çaresizlikle de savaşmıştır. Devletin olmadığı bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından sevk ve idare edilen İstiklal Savaşı Türk Milleti için bir var olma yok olma savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a dayatılan esaret belgesi olan Sevr-i kabul etmeyerek kurtuluşu Anadolu’da aramış, Samsun’da başlattığı Milli mücadeleyi Ankara’da milli birlikle noktalamıştır.
Anadolu’nun kalbi konumundaki Ankara, o yıllarda her türlü yabancı kültürden uzak, Türklüğün yüksek anane, adetlerini ve yiğit ruhunu kaybetmemiş bir kasabaydı. Bu özelliklerinin yanında cepheye olan yakınlığı ve demiryolu ile birlikte telgraf hatlarının merkezi halindeydi. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa Ankara için şunları söylüyordu.
‘’Ben Ankara’yı coğrafya kitaplarından çok tarih kitaplarından öğrendim ve bir Cumhuriyet merkezi olarak öğrendim.‘’ Evet, Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü geldiğinde Ankaralıların bu ulvi özelliklerini bilerek Ankara’yı milli mücadelenin karargâhı olarak seçmiştir.
1921 yılının temmuz ayına gelindiğinde, Eskişehir ve Kütahya savaşları sonunda Yunanlılar, “strateji ve taktik bakımından” başarı sağlamış görünüyordu. Yunanlılar bu başarılarını Milli Mücadele’nin merkezi olan Ankara’yı işgal ederek Türk ordusunu yok etmek istiyorlardı. Yunan Kralı Constantine ‘’Ankara Seferi’’ dediği bu ileri harekattan önce, “Türklerin işini bitirdik” diye açıklamalar yapıyor, Yunanistan’da şenlikler düzenleniyordu.
Ankara’da ise meclis başkomutanını seçiyor ve savaşla ilgili tüm yetkilerini başkomutana devrediyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bu fedakar milletin vatanı için her şeyi yapacağını biliyordu. Yayınladığı Ulusal Yükümlülükler için daha sonra şunu söylüyordu. ‘’Amacım bütün milleti savaşla ilgilendirmek, bütün kaynakları harekete geçirmek; her evi, her iş yerini, cephenin bir parçası yapmaktır.’’ İncelendiğinde Ankara yalnızca milli mücadelenin merkezi değil, milli duygu birliğinin perçinlendiği bir merkezdir. Ayrıca bu ruh birliği ile birlikte Anadolu insanının zafere olan ümidin yeşerdiği bir şehirdi.
Böyle bir toplumsal hafızaya sahip şehrin kent konseyi de 100 yıl önce bu topraklarda yeşeren bu umudu ve ruh birliğini gerçekçi bir yaklaşımla ele alıp bilgiye ve bilince dönüştürerek geleceğe aktarmayı kendisi için tarihi bir görev olarak görmüş ve çalışmaya başlamıştır.

2. Ankara Kent Konseyinin 100. Yıllarda neler yaptı ve bundan sonra neler yapacaktır?

27 Aralık 2019 günü Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara gelişinin 100. Yıldönümünde Ankaralıların 100 yıl önce vatanın kurtuluşu için gösterdikleri birlik beraberlik duygusunu 100 yıl sonra tekrar bu şehre yakışan yiğitlik ruhuyla göstermeleri muhteşemdi. Bu anma etkinliğinin 100 yıl önceki ruh ve birliktelik duygusuyla yapılması bundan sonraki anma ve etkinliklerinde aynı ruhla yapılacağının habercisiydi. Salgın hastalığın engellemesine karşın Kent konseyinin içinde bulunduğu veya bizzat hayata geçirdiği birçok etkinlik yapıldı. Burada iki etkinlik beni çok etkilediğini söyleyebilirim.
Birincisi; İstiklal Marşımızın kabul edildiği gün olan 12 Mart 2021 tarihinde Polatlı Belediyesi, Ankara Kent Konseyi ve Polatlı Kent Konseyi ile birlikte başlatılan İstiklal Bayrağı projesidir. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşımız rastgele bir zamanda yazmamıştı. Zaten o şartlar içinde yer almadan da böylesine bir marşı yazmak çok zor. Bu zor şartlardan çağdaş bir ülke yaratan ülkemizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzurundan aldığımız bayrağı Ankara Kent Konseyi bisiklet meclisinin genç sporcuları ve Ankaralı bisikletçilerle birlikte İstiklal Marşımızın yazıldığı mekanda geniş katılımlı bir anma töreni düzenlendi. Bayrak Anıtkabir’den başlayan yolculuğuna İstiklal Mücadelesinin önemli mekanlarını ve mücadelenin yaşandığı topraklarda şehit ve gazilerimizi yad ederek 29 Ekim 2023 tarihine kadar devam edecektir.

İkincisi ise; ‘’Diriliş Yolu Yürüyüşü’’dür. Diriliş Yolu bir 100. Yıl projesiydi. Sakarya Savaşı birinci savunma hattı beş günlük yürüyüş rotası olarak üç yıl önceden işaretlenerek Türkiye’nin en uzun savaş alanı yürüyüş rotasına dönüştürdük. Savaşın 100. yılında ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce sporcu tarafında bu rotanın iki günlük bölümü yüründü. Polatlı Belediyesinin planlamış olduğu bu yürüyüşe anlam katan önemli olaylardan biride Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Kent Konseyi, Ankara ve Polatlı’da bulunan odaların ve sanatçıların destek vermesiydi. 04 Eylül günü Polatlı şehir merkezinden 100 metrelik bayrakla başladığımız yürüyüşe yedi kez el değiştiren Kara Tepedeki anlatımla inanılmaz duygulanmış ve 100 yıl önce çekilen acıları yüreğimizde hissetmiştik. Bu duygularla kısa süre sonra gece konaklayacağımız kamp alanı olan Sakarya Köyü 12 Grup kamp alanına vardık. Burada yapılan hazırlıkları gördüğümüzde inanamadık. Şehitliğin önündeki sahnede sanatçılarımız provalarını yapıyorlardı. Yürüyenler akşam olacaklardan habersiz olduklarından gördükleri manzara karşısında şaşkınlıkla birlikte duygulanmış ve tüm yorgunluğu unuttuklarını gözlerinden anlayabiliyorduk. Zaman ilerledikçe köy ile şehitlik arasındaki alan dolmaya başladı. Benimde Halide Edip Adıvar ve Kahraman Kadınlar Müzesinde misafirlere anlatımım vardı. Bir an düşündüm bu insan selini o tahta ve kerpiçten yapılan eski müzeye yönlendirmek büyük bir felakete sebep olabilirdi. Milli park müdürümüz ile koordine ederek bu faaliyeti iptal etmek zorunda kaldım. Güneş battığında artık Ankara protokolü de alana gelmiş ve sembolik kısa yürüyüş için meşaleler ve bayrağımız hazırdı. Bu insan selini yararak ön tarafa gelen protokol, gençler yaşlılar aynı 100 yıl önceki ruhla yürüyerek isimsiz şehit mezarlarının bulunduğu şehitliğe geldik. Alana sığmayan insanalar büyük bir sessizlikle bu tarihi anı görebilmek için arkadaki tepecikleri işgal etmeye çalışıyorlardı. Sahnede bulunan sanatçılarımız dahil herkes bu tören için özenle hazırlanmıştı. Program Sakarya şehitlerimize saygı, minnet ve şükranlarımızı iletmekle başladı. Konuşmalar ve daha sonra değerli sanatçımız Musa Göçmen orkestrası gecenin karanlığında Polatlı ve Haymana’nın o sessiz tepelerindeki binlerce isimsiz şehit ve isimsiz kahramanlar için çaldılar.
Şehitler diyarı bu torakların binlerce Ankaralı ile buluşması bu topraklarda şimdiye kadar yapılan en büyük anma etkinliklerinden biri oldu. Cumhuriyetin 100. Yılına doğru giderken, Cumhuriyetin başkentine kendini siper eden bu toprakların gençlerimize tanıtılması ve hak ettiği yere taşınması için Ankara Kent Konseyinin bu çabaları çok değerli olduğunu düşünüyorum.
Milli mücadelenin karargahı ve Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’ya sahip çıkarak bir aidiyet duygusu kazandırmaya çalışan kent konseyimizin tüm birleşenleriyle 100. yıllarda üzerimize düşen görevleri yapmaya devam edeceğimize inanıyorum. Bu örnek çabalara destek veren ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.