SENİN KENTİN SENİN BÜTÇEN

Savaş Zafer Şahin

Ankara Kent Konseyi Başkan Yrd., Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi, savas.sahin@hbv.edu.tr

1990’lı yılların sonundan bu yana katılımcılık söz konusu olduğunda bir noktada mutlaka Porto Alegre örneği ve “katılımcı bütçeleme” gündeme gelir. Katılımcılığın politika belirleme ve karar verme boyutları kadar kaynak kullanımı tarafının da olduğu görülür. Aslında, kent konseyleri gibi katılımcı yapıların şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi ilkelerin yaşama geçirilmesinde olası katkıları da buraya işaret etmektedir. Ancak, literatüre geçen Bursa Nilüfer ilçesi gibi bazı denemelerin dışında kurumsallaşmış ve sürdürülebilir hale getirilmiş bir katılımcı bütçeleme örneğine Türkiye’de rastlamak güçtür. Bunda, kamu kaynaklarının tahsisine ilişkin olarak temelde farklı ölçeklerde ve farklı niteliklerde ihtiyaçları belirlemenin zorlukları, belirlenen ihtiyaçlara ilişkin harcama usullerinin ve uygulama boyutunun öngörülmesindeki kapasite eksikliklerinin etkisi açıktır. Ayrıca, katılımcı bütçe dendiğinde salt halkın ne beklediğinin sorulması gibi yüzeysel bir yaklaşım yerine idare ile halk arasındaki sağlıklı bir etkileşimden yola çıkılarak halkın hem bilinçlendirilmesi hem de ihtiyaçların tespiti gibi bir süreç de henüz oturtulamamıştır. Gerek stratejik planlama, gerekse iç denetim gibi mekanizmalarla katılım mekanizmalarının bu anlamda birlikteliğinin sağlanmasındaki zorluklar bu heyecanlı yolculuğu çoğunlukla kesintiye uğratabilmektedir. Yine de gerek teknolojik gelişmelerin ve yeni yaklaşımların katkısıyla ortaya çıkan devlet dışı dayanışma mekanizmaları, gerekse halkın bu konudaki süregiden ilgisi ve yerel yönetimlerin artan ilgisi konunun heyecanını diri tutmaktadır.

Ankara Kent Konseyi kurulduktan yaklaşık sekiz ay sonra, Kent Konseyi içinde bulunan sevgili Obahan Obaoğlu ile birlikte yaptığımız sohbetlerin sonrasında konsey içi bir girişim olarak başladı katılımcı bütçe macerası. Bu amaçla öncelikle nitelikli bir ekibin katılımcı bütçe tartışmaları yapmak üzere bir araya getirilmesi ve katılımcı bütçeye giden yolun tanımlanması gibi bir yol tutturduk. Akademiden, sivil toplumdan ve özel sektörden, her birisi katılımcılık konusundaki zengin deneyimlere sahip bir ekip toplamayı başardık. Bu ekibin tartışmalarında Paris’in katılımcı bütçe deneyiminden güncel Türkiye örneklerine kadar pek çok şey ele alındı ve sonunda Ankara Büyükşehir Belediyesinin yetkilileri ile görüşmelere başlandı. Sevindirici olan şey, belediye yetkililerinin, özellikle de bu konuda daha önce çeşitli çalışmalar yapmış Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Baki Kerimoğlu ve ekibinin ilgisiydi. Konuya ilişkin olarak “belediyenin 6 milyonluk Ankara’da yaklaşık olarak her kişi adına bin TL harcadığı” şeklindeki yalın ve etkili yaklaşımları önemliydi. Yapılan görüşmelerde hem bütçeye ilişkin genel bir talep toplama sürecinin örgütlenmesi hem de mahalle düzeyinde bir katılımcı bütçeleme sürecinin, dezavantajlı kesimlerle gelir düzeyi yüksek mahallelerin birbirlerinden öğrenmelerini sağlayabilecek bir pilot çalışmanın yapılabileceği konusunda uzlaşıldı. Ankara’daki ilk örnek olmasına rağmen katılımcı bütçeye ilginin yoğun olduğunu gördük. Ancak, sivil toplumdaki aktörlerin henüz konuya yeterince hakim olmadığı, belediyenin kurumsal kültürünün de katılımcı bütçeye uyum sağlayabilecek şekilde dönüşmesi gerektiğini anladık. Bu süreç içerisinde 2021 bütçesinin yapım sürecinde yüzlerce kent konseyi paydaş kurum ve kuruluşuna bütçeye ilişkin görüşlerini soran resmi yazılar yazıldı. Çiğdemim Derneği ve Gölbaşındaki bir dezavantajlı kırsal ağırlıklı mahalle eşleştirilerek mahalle düzeyinde bir pilot çalışma son aşamasına kadar getirildi. Her şeye rağmen, oldukça öğretici bu sürecin, önümüzdeki yıllarda daha geniş ve kapsamlı bir yaklaşımla yürütülmesine ilişkin çalışmalar yapılması çok önemli görünmektedir. Ancak bu şekilde, kentte yaşayanlar ödedikleri vergilerin akıbetini merak ederek gerçek bir katılımcılığın kapısını aralayabilir