SON KALE

Kale, düşmanın gelişinin beklendiği yerde stratejik öneme sahip olan şehirleri geçit ve boğazları korumak için inşa edilen yapılardır. İstiklal Savaşında Kütahya Eskişehir muharebelerinden sonra Sakarya nehri stratejik bir engel olarak görülmüş ve düşmanın hedefi olan Ankara’yı korumak için Sakarya’nın doğusundaki Polatlı ve Haymana toprakları geçilmez bir kale gibi savunulmuştur. Bu topraklar dünya tarihine yön veren uygarlıklara beşiklik yapmış olmakla beraber, yakın tarihte dünyanın en uzun süren meydan muharebesinin yaşandığı topraklar olarak geçmiştir. Bu harp 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün 22 gece süren ve Türk milleti için bir ölüm kalım savaşı olan Sakarya Meydan Muharebesidir.
Sakarya Meydan Muharebesinde Yunanlıların başlıca hedefi; Ankara yönünde ilerleyerek, Türk Ordusunu yok etmek ve Kurtuluş Savaşı’nın sembolü ve direniş merkezi haline gelen Ankara’yı ele geçirmekti. Böylece Türk milletinin direnme gücü yok edilmiş olacaktı. Ankara’nın işgali Büyük Millet Meclisinin, ordunun belki de milletin dağılmasına neden olabilecekti. Bu nedenle Ankara SON KALEMİZ ve 100 yıl önce Cumhuriyete giden yolun ilk İŞARET FİŞEĞİNİN atıldığı yerdir.
Ankara’nın POLATLI ve HAYMANA topraklarında, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emir ve komutasında işgalcilere ‘’DUR’’ dediğimiz ve bir destanın yazıldığı yerdir. Bu savaşta, Türk milleti sadece düşmanla değil yoklukla ve çaresizlikle de savaşmıştır. Tekalif-i Milliye Emirleri’ (Ulusal Yükümlülük Emirleri) nin yayınlanmasının ardından Mustafa kemal şöyle der ‘’Amacım bütün milleti savaşla ilgilendirmek, bütün kaynakları harekete geçirmek; her evi, her iş yerini, cephenin bir parçası yapmaktır.’’ Aslında bu sözleriyle dünya harp tarihine kanıtladığı top yekûn savaştan bahsetmektedir. Toplumun her kesimiyle ve her ferdiyle özellikle kadınların seferber edilmesiyle milli duygunun gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Türk insanı bu savaşın son şansları olduğunun farkındadır. Bunun için Sakarya’da fikir ve ruh birliği sağlanmıştı, hocası hacısı genci ihtiyarı hep birlikte düşünüyorlardı. En önemlisi de herkes zafere olan ümidini yitirmemişti.
Savaşın ilk günlerinde yaşanan olumsuzluklar karşısında cephede savaşanlara Ankara’nın son kale olduğu ve bunu nasıl savunması gerektiğini ise Başkomutan Mustafa Kemal, şu şekilde ifade etmiştir. ‘’Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça bırakılamaz. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir; fakat, küçük büyük her birlik durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder.’’ Sakarya Meydan muharebesini incelediğimizde her haliyle Türk Kurtuluş Savaşı’nın büyük dönemeci olduğunu görebiliriz. Ancak bu köşe dönüldükten sonra Anadolu’da oluşan bağımsızlık şuurunun artık önlenemeyeceği kesin olarak anlaşılmıştır. Gelişen bu milli bilinç ve şuurla Sakarya Destanı 22 gün 22 gece devam etmiş ve 13 Eylül günü Yunanlıların Sakarya Nehri’nin doğusunu Gazi şehrimiz Polatlı’yı terk etmesiyle son bulmuştur.
Taarruz inisiyatifinin Türk Ordusu’na geçmesini sağlayan Sakarya Zaferi, TBMM hükümetine siyasi başarı kapılarını aralamış Türk milletinin özgürlüğünü ve vatanını kurtaracağı inancını da kuvvetlendirmiştir. Bütün sonuca bakılarak denilebilir ki genç ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Türk’ün makus talihinin yenildiği Polatlı ve Haymana topraklarında atılmıştır.
Çünkü; Sakarya Savaşı sonunda Türk Ordusu’nun 1683 yılında 2.Viyana Kuşatmasındaki yenilgisinden beri süregelen çekilmesi Ankara yakınlarındaki Polatlı ve Haymana’da sona ermiştir. Bu savaş, Türk Ordusu’nun son savunma savaşıdır. Bütün dünyaya yeni bir Türk devletinin varlığını kabul ettirmiştir.
Savaşın geçtiği alanlar geç de olsa 8 Şubat 2015 tarihinde tarihi milli park ilan edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak işletilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı bu tarihi dönüm noktasında görev alan bizler de milletimizle birlikte o günleri yad etmek ve Kurtuluş savaşımızın dönüm noktası olan Sakarya Meydan Muharebesi geçtiği alanların Çanakkale’ye benzer yaşanmış olaylarla gençlerin var olan tarihi bilinci pekiştiren ve güçlendiren ‘’Tarihi Bilinç Geliştirme’’ merkezi haline dönüştürmeliyiz.
Bu amaçla; 23 Ağustos 2014 tarihinde Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi (POTA) adıyla kurulan birim ve Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park Müdürlüğü başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla koordine ederek düzenlenen faaliyetler ile gençlere 100 yıl önce yaşananları yaşatmak ve tarihe dokunmalarını sağlanmaktadır.
Sakarya Meydan Muharebesinin 100. Yıldönümünde Gençlere; vatan sevgisi, milletçe mücadele, maddi ve manevi büyük fedakarlıklarda bulunma duygularının güçlendirilmesi amacıyla bir dizi etkinlik planlandı. Bu etkinliklerin 100 yıl önceki ruh ve birliktelik duygusuyla yapılması çok önemliydi. Bu amacı sağlayan iki etkinlik ve anmanın diğerlerine göre daha öne çıkığını düşünüyorum. Birincisi; İstiklal Marşımızın kabul edildiği gün olan 12 Mart 2021 tarihinde Polatlı Belediyesi, Polatlı Kent Konseyi ve Ankara Kent Konseyi ile birlikte başlatılan İstiklal Bayrağı projesidir. Bu heyecanı 29 Ekim 2023 tarihine kadar devam ettirecek olan bu proje her gidilen şehirde birlik beraberlik coşkusu yaratmıştır.
İkincisi ise; ‘’Diriliş Yolu Yürüyüşü’’dür. Sakarya Savaşı birinci savunma hattı beş günlük yürüyüş rotası olarak üç yıl önceden işaretlenerek TÜRKİYENİN EN UZUN SAVAŞ ALANI YÜRÜYÜŞ ROTASINA DÖNÜŞMÜŞTÜK. Savaşın 100. Yılında da ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce sporcu tarafında bu rotanın iki günlük bölümü yüründü. Polatlı Belediyesinin planlamış olduğu bu yürüyüşe anlam katan önemli olaylardan biri de Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara ve Polatlı Kent Konseyleri, Ankara ve Polatlı’da bulunan odaların ve sanatçıların destek vermesiydi. 4 Eylül akşamı Sakarya Köyü 12 Grup kamp alanında yürüyüşçülerle birlikte binlerce Ankaralının buluşması bu topraklarda şimdiye kadar yapılan en büyük anma etkinliklerinden biri oldu.
Cumhuriyetin 100.yılına doğru giderken, Cumhuriyetin başkentine kendini siper eden bu toprakların gençlerimize tanıtılması ve hak ettiği yere taşınması için hep beraber çalışmalıyız. Toplumsal hafızamızın bir bölümünü temsil eden bu topraklarda yaşananları önce Ankaralılara daha sonrada tüm milletimize anlatmalı ve Cumhuriyetin ne şartlarda kurulduğunu bilince dönüştürmeliyiz. Tüm bu gelişmeler ışığında yakın vadede 29 Ekim 2023 hedef alınarak katılımcı bir planın hazırlanmasının uygun olacağını değerlendirmekteyim.

Kadim KOÇ
Ankara Kent Konseyi 100 Yıllar Çalışma Grubu Sözcüsü