SUYA SAYGI BULUŞMALARI

Kent konseyleri ile ilgili olarak en fazla tartışmaya sebep olan konuların başında siyaset gelmektedir. Kimilerine göre kent konseyleri siyasi yapılardır ve yereldeki güç dengelerini temsil ederler. Kimilerine göreyse kent konseylerinin iktidar ilişkilerinin dışında kalması mümkün olmamakla birlikte gönüllü yapıları sebebiyle uzun vadeli politika tartışmalarına yatkın bir yapıya sahiptirler. Esasen, Türkiye’de belediye meclislerinin yapılarına ilişkin olarak yapılan pek çok araştırmada da ortaya konduğu gibi, belediye meclislerinde herhangi bir konunun güncel siyasi tartışmalardan ayrı şekilde bir politika tartışmasına dönüşebilmesi olasılığı çok düşüktür. Bu durumda kent konseyleri kentlerin sorunlarının ve politika alternatiflerinin tartışılabileceği aday platformlar olarak görünmektedir. Ankara Kent Konseyinin su konusundaki süreci de Başkent Ankara’daki su kaynaklarına ve altyapıya ilişkin siyasi bir tartışma sürecinde şekillenmesi açısından öğretici olmuştur.

2019 Yılı sonundan başlayarak Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisinde mevcut yönetimin ağırlıklı olarak temiz su ve kanalizasyon altyapısını yenilemek üzere borçlanma yetkisi istemesi ciddi tartışmalara sebep olmuştur. Bu tartışmaların ardından Ankara Kent Konseyi Yürütme Kurulu, Başkent Ankara’daki su politikasının su hakkı kavramı bağlamında ele alınması için Halk Sağlığı Çalışma Grubu ile Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubunun ortak ve süreli bir girişimi olarak “Su Hakkı Çalışma Grubu”nun kurulmasına karar vermiştir. Bu kapsamda bir yandan ASKİ’nin tesislerine halka açık ziyaretler yapılmış bir yandan da konusunun uzmanı akademisyenlerle bir araya gelinerek su politikasının nasıl ele alınacağı değerlendirilmiştir. Bu çalışmaların sonucunda, doğadaki su döngüsünün önemi ve suyun yaşam için gerekliliğinden hareketle “suya saygı” kavramı çerçevesinde çalışmalar yürütülmesine karar verilmiştir. Böylelikle kentte gündelik siyasetle ilgili temel bir sorun alanı ayrı bir politika birikimine konu edilebilmiştir.

Suya Saygı Buluşmalarının ilki 19 Mart 2021 tarihinde panel şeklinde gerçekleştirilmiştir. Gençlik Parkı Kabul Salonu’nda düzenlenen panele; ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Murat Tütüncübaşı, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Avrupa Birliği Komisyonu Çevre ve Enerji Akreditasyonu Baş Denetçisi Tekin Altuğ, CHP Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı Sadık Can Köksal, çok sayıda bürokrat ve akademisyen katılmıştır. Halil İbrahim Yılmaz, Türkiye’nin sanıldığının aksine su zengini bir ülke olmadığını belirterek, “Gelecekte yaşanacak susuzluğun tedbirini şimdiden almazsak büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımızı dağa, taşa, herkese duyurmak zorundayız” dedi. Dünyanın 4. büyük gölü olan Aral Gölü’nün bugün yüzde 90’ının çölleştiğine dikkat çeken Yılmaz, Başkent’in nefes alma noktalarından Eymir ve Mogan Gölleri için de 20 yıl sonra benzer bir felaketin yaşanabileceği uyarısında bulunarak şöyle konuştu: “Sovyetler Birliği döneminde Özbekistan’ı dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline getirmeye çalışıyorlardı. Sonuçta tablo ne oldu? Dünyanın 4. büyük gölü olan Aral Gölü’nün yüzde 90’ı bugün kurudu. İşte bu doğal kaynak maliyetini hesaplamadığımız zaman Eymir ve Mogan Gölleri, Ankara’daki diğer alanlarımızda da benzer bir felaketi yaşayabiliriz. 20 yıl sonra, ‘Bunlar kurumuş’ deriz ve oturur hep beraber ağlamaya başlarız. Bugün Ankara, Afrika iklimi ile tanışmaya başladı. Üzerinde teknelerin gezdiği bu güzel göletleri kaybetmemek için bu gerçekleri bugünden konuşup tedbir almalıyız. Su zengini bir ülkeyiz sanılıyor ama gerçeklerin öyle olmadığını görüyoruz. Gelecekte yaşayacağımız susuzluğun tedbirini bugünden alıp, doğru kişilerle konuşmamamız durumunda en iddialı olduğumuz bu alanda da büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımızı dağa, taşa, herkese duyurmak zorundayız. Su konusunun herkesin önceliği olmasını sağlamamız gerekiyor. Daha önce gündemimizde olmayan Covid-19’un alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdiğini hepimiz görüyoruz. Maske ile yaşamak zorunda kaldık. Dolayısıyla büyük bir bedel ödemeden de su tüketimi konusunda alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Nüfus arttıkça su tüketimi ile birlikte felaketimiz de büyüyecek. Su stresi yaşayan bir ülke olacağız. Böyle giderse otellerde çarşafların yıkanmama kararının alındığı Cape Town örneğini yaşamak durumunda kalırız”.

Ankara Kent Konseyi Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu Sözcüsü Ömer Şan da, “Bizler, bizi var eden bu sistemin diğer canlıları olan; ovadaki kekliğin, dağdaki boz ayının, balığın, serçenin hakkını koruyup yaşama hakkını savunmalıyız. Bütün canlıların suya erişim hakkı eşittir” sözleriyle suyun önemine vurgu yaptı.

Toplantıda konuşan ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Murat Tütüncübaşı ise Covid-19 ile mücadelede yaşam kaynağı suyun öneminin derinden hissedildiğini ifade ederek, “Su hayattır, hayatımıza sahip çıkmamızın ilk koşulu da sularımıza sahip çıkmaktır. Bunun için sularımızı koruyacağız, tasarruf edeceğiz, kirlettiklerimizi arıtacağız, tükettiklerimizi yerine koyacağız. Tüm bunlar için de sürdürülebilirliği sağlayacak yeni politikalar üretip, yeni yatırımlar yapacağız” dedi. Yeterli miktar ve kalitede suya ekonomik olarak ulaşabilmenin insan hakkı olduğunu vurgulayan Tütüncübaşı, artan talebi karşılamak için abonelerin tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Yağışların hasat edilmesi, atık suların ileri düzeyde arıtılarak tekrar kazanılması, tarımda damla sulamaya geçilmesi, şebekede kayıp ve kaçaklarını azaltılması, endüstri ve sanayide tasarruflu su tüketen ürünlerin teşvik edilmesi gibi bir dizi önlemin geç kalınmadan alınması şart” değerlendirmesinde bulundu. Tütüncübaşı ayrıca ASKİ’nin Ankara’nın 30 yıl boyunca içme suyu, atık su ve yağmur suyu yönetiminde yol haritası olacak master plan çalışmalarını başlattığını söyledi.

Akademisyenler ile Gaziantep, Eskişehir ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinden konuyla ilgili daire başkanlarının zoom üzerinden katıldığı panelde su konusu birçok açıdan masaya yatırıldı. Toplantıda çerçeve sunum yapan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karadeniz, “Dünyanın yüzde 70’ten fazlası su ancak bunun sadece yüzde 1’lik kısmı içilebilir durumda” tespitinde bulundu. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Görer Tamer de “Su Okuryazarlığı” üzerine bir sunum yaparak, 1993’ten bugüne kadar Birleşmiş Milletler’in 22 Mart’ı “Dünya Su Günü” ilan ettiğini hatırlattı ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu yılın teması suya değer vermek. Raporlarda bu değer yanlış yönetilirse elimizden çıkıp gideceğine vurgu yapılıyor. Çevre okuryazarlığının alt odağı olan su okuryazarlığı hem bilgi hem de davranış ve tutumu kapsıyor. Ancak başka bir bakış açısı ile gelecek nesillerin varlığını ve geleceğini koruma altına alabiliriz.” Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Aydın ise su yönetimi yerine su kaynakları yönetiminin öncelenmesi ve çocuklara doğa ile yaşama eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği Komisyonu Çevre ve Enerji Akreditasyonu Baş Denetçisi Tekin Altuğ, “Su Ayak İzi Farkındalığı” başlıklı sunumunda, “Dünyanın 4’te 3’ü su deniyor o halde suyu istediğimiz gibi tüketebiliriz ama kazın ayağı öyle değil. Günde bir insan ortalama 200 litre su tüketmektedir. Dünya üzerinde 7 milyar insan var. Sanal su kavramını da işin içine katarsak hesap değişiyor. Su ayak izi kavramı konusunda farkındalık oluşturmalıyız. Bu kavramla birlikte 200 litre değil, 5 bin 416 litre su tüketiyoruz” sözleriyle önemli bilgiler paylaştı.

ASKİ Baraj İşletme ve Makine İkmal Dairesi Başkanı İlker Arslan da panelde yaptığı konuşmada, Başkent özelinde yapılan çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi: “Ankara iline 11 baraj ile su sağlamaktayız. Yıllık buharlaşma dahil 500 milyon metreküp su barajlarımızdan sağlanıyor. Son yıllarda yaşanan kuraklıkla beraber düşen yağış miktarı azaldı. Son 15 yılda Ankara’nın şu anki su ihtiyacını sağlayacak kadar yağış miktarı sadece 2 yıl sağlanabildi. Yağmur suyu hatlarının kanalizasyon hatlarından ayrılması, Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun sulamalarda kullanılması ile ilgili planlama çalışmalarımız devam ediyor. Kısa vadede ise en büyük kazanç israfın azaltılması ile sağlanacaktır. İklim değişikliği ile birlikte su kıtlığı büyük risk oluşturmuştur. ‘İhtiyacın olandan fazlasını tüketme’ sloganını hayatımıza mihenk taşı yapmalıyız. Ankara’nın en büyük su kaynağı doğaya uyumlu ve suya saygılı insanlardır.”

Panelde “Suya Saygı Buluşmaları” etkinliklerinin yaklaşık 8 aylık bir sürece yayılması benimsenirken, kaynak raporlar dizini oluşturacak etkinlikler kapsamında bir sonuç bildirgesinin de yazılması kararlaştırıldı.

Suya Saygı buluşmalarının ikincisi 17 Haziran 2021’de gerçekleştirildi. Dünya Çölleşme ile Mücadele Gününde yapılan toplantı “Kuraklık-Su Yönetimi” başlığını ele almak üzere organize edildi.

Ankara Gençlik Parkı Etkinlik Alanında düzenlenen toplantıda “Doğal afet yoktur, politik afet vardır.” vurgusu yapılırken, AKK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, Kent Konseylerinin üstlendiği misyonun Ankara’da bir örneği ortaya koyduğunu, suya bağlı yaşam ve üretimin birbirinin ayrılmaz parçası olduğuna dikkat çekti. “Suya Saygı” buluşmalarının koordinatörlüğünü üstlenen Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nilgül Karadeniz de şu tespitlerde bulundu: “Su, gezegenimizi yaşanabilir kılan temel varlık. Her canlının sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürdüğü, yaşamın sürekliliğinin sağlandığı bir yaşama alanı olmalı. Yüksek dağlar, denizler, akarsular, bozkırlar, sulak alanlar, denizler, ormanlar olmak üzere sadece yüzeyde gördüklerimiz değil yerin altındaki tüm yaşam alanları, hepsinde bulunan her ölçekteki yaşam alanının temel şekillendiricisi sudur. Su, doğal şekillendirici, dönüştürücüdür. Biz yurdumuz, yaşam alanımız neresi ise oraya verdiğimiz değer ölçüsünde müdahalelerde bulunuyoruz. Bu müdahaleler, ekonomik açıdan verilen değere göre yöneldikçe yaşam alanlarının, yurdun tüm doğal süreçleri bozulmakta, çökmektedir. Su da doğal işleyişi bizim müdahalelerimiz sonucunda bozulan, doğal işleyişi çökme aşamasına gelen yaşamsal varlığımız olarak karşımızda durmaktadır. ”

“Oyun oynamıyor, suya dokunuyoruz” diyen AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubu Sözcüsü Ömer Şan ise ekosistemdeki dengenin ve suyun önemine dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Doğanın, doğayı var eden ekosistemin bir parçası olan insanlık, her şeyde olduğu gibi kendini var eden bu sistemin efendisi olmaya çalışıyor. Gölgesini satamadığı ağacı kesiyor. İşte tam da bunun için ‘Suya Saygı’da buluşuyoruz ki; evrende, bütün galaksilerde, ışık yılları ötesindeki gezegenlerde canlı yaşamı var eden, yaşamın kaynağı olan suyu yok etmeyelim. Şimdiden önlemler alınmazsa susuzluk kaynaklı hastalıklar artacak, insanlık daha büyük bir kaosa gömülecektir. Mesela kuraklık su kıtlığını, su kıtlığı tarımsal kıtlığı, tarımsal kıtlık ise ekonomik kıtlığı getiriyor. ”

Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen toplantıda Doğa Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Erdem, “İklim Değişikliği Süreci ve Sulak Alanlarımız” başlıklı sunum yaparken, Tarım ve Orman Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nden Emre Akaydın’da, “Arazi Tahribatının Dengelenmesiyle Suyun Muhafaza Edilmesi: Polatlı TİGEM Örneği” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Akaydın, kuraklığın önüne geçebilmek için toprakta su tutan bitki türlerine yönelik araştırma ve uygulama örneklerini detaylı şekilde anlattı. Toplantıya Bursa’dan çevrim içi olarak katılan Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nden Dr. Volkan Müftüoğlu ise “Yağmuru Kendi Döngüsünde Yönetebilmek: Tut-Beklet-İlet” başlıklı sunumunda, kentsel alanlarda su kullanımı ve dönüşümü konusunda her kentte uygulanması gereken noktalara işaret etti.

Yoğun katılımın olduğu toplantıda ASKİ Baraj İşletme ve Makine İkmal Daire Başkanı İlker Arslan’da “Ankara Özelinde Genel Durum ve Değerlendirme” başlığı altında ASKİ Genel Müdürlüğü’nün su yönetimi ve kentsel kullanımlar, önlemler ve yeni çalışmalar hakkında bilgilendirmeler yaptı. Gazeteci Cem Seymen’in başlattığı “Ata Tohum Hareketi” kapsamında atalık sebze tohumlarının dağıtıldığı toplantıda ayrıca katkıda bulunanlara, Halk Sağlığı Çalışma Grubu Sözcüsü Dr. Eriş Bilaloğlu, Mehmet Tüfekçi ve Kırsal Kalkınma Grubu Sözcüsü Kenan Baydar tarafından teşekkür belgesi verildi.

Suya Saygı Buluşmaları, 2022’deki “Dünya Su Günü”ne kadar çeşitli konu başlıklarında gerçekleştirilecek olan panel ve etkinliklerle sürdürülmesi ve tüm çalışmaların bir rapor haline dönüştürülmesi öngörülüyor.