TÜRKİYENİN ULUSLARARASI ÖDÜLLÜ KENT KONSEYİ

Savaş Zafer Şahin
Ankara Kent Konseyi Başkan Yrd., Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi, savas.sahin@hbv.edu.tr

1. Kent konseyi gibi bir yapının ödül alması neden önemliydi?

Bugünün dünyasında, herhangi bir kurumun amaçlarına erişme düzeyinin, faaliyet ve süreç etkinliğinin ölçümlenmesinde ve tespitinde ödüller önemli bir yer tutmaktadır. Bireysel bilim, kültür, sanat ve spor ödüllerinden farklı olarak kurumsal gelişim alanındaki ödüller salt açık bir başarıyı belirmenin dışında kurumsal gelişim düzeyinin tanınması ve süregiden bir gelişim sürecinin bir dış sistematik tarafından belgelenmesi anlamında da önemli katkılarda bulunmaktadır. Ancak burada, ödülün kendisinin kurumsallaşma düzeyi, sürdürülebilirliği ve sürekliliği yanı sıra ödül felsefesinin nasıl tanımlandığı, bir şampiyon ilan etmekten çok kurumsal süreçlerin gelişimine katkı anlamında nasıl bir konumlanmada bulunduğu öne çıkmaktadır. Bunun anlaşılamadığı ülkelerde ve durumlarda ödül süreçleri ciddiyetini ve sürekliliğini yitirerek günün koşullarına uygun halkla ilişkiler ağırlıklı bir memnuniyet üretme sürecine dönüşmekte, ödüllere karşı önyargılar ve güvensizlikler artmakta, herhangi bir ödülden ne beklenmesi gerektiği konusunda kafalar karışmaktadır. Sonuçta, pek çok kez çok güzel çalışmalar yapılmasına rağmen bu çalışmaların ödül sistematikleriyle ilişkilendirilmesi iç ve dış paydaşların güven ve motivasyonunun arttırılmasında bir araç olma niteliğini yitirebilmektedir. Oysa bir kurumun alanındaki ödülleri takip etmesi, başvurması, sonuçları izlemesi kurumsal gelişim için başlı başına bir öğrenme ve gelişme macerasıdır.

2. Ankara Kent Konseyinin Ödül Macerası Nasıl Başladı ve Devam Etti?

Türkiye’deki kent konseyleri deneyimine oldukça geç katılan Ankara Kent Konseyinin diğer kent konseylerini izleme ve deneyimlerinden faydalanma açısından önemli bir fırsatı oldu. Kent konseyinin kuruluş aşamasından itibaren bunun için katılımcı yönetim araç ve unsurlarına ilişkin bir modelleme yapıldı. Bu modellemenin önemli unsurlarından olan ve benim bir akademisyen olarak üzerinde uzun yıllardır çalıştığım “kolaylaştırıcılık” (ya da sektördeki adıyla fasilitasyon) yaklaşımlarının da katkısıyla elde edilen başarılar bir ödüle başvurma fikrinin ilk çıkış noktasını oluşturdu. Yani Ankara Kent Konseyinin aldığı ilk ödül kendi içinde uyguladığı katılımcı yaklaşımlarla yakından ilişkiliydi. Kent konseyinin kurulduğu ilk yılın sonunda benim de üyesi olduğu Uluslararası Kolaylaştırıcılar Birliğinin (IAF-International Association of Facilitators) her yıl vermekte olduğu “Kolaylaştırıcılık Etki Ödülleri” çağrısını görünce bu ödüle başvurmanın sadece Ankara değil Türkiye’deki kent konseyleri ve katılımcılık açılarından önemli olabileceğini düşünüp konuyu Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz ve Yürütme Kurulumuzla paylaştım. Onların destekleri ve verdikleri onaydan sonra da ödül başvurusu hazırlıklarını sekretaryamızdaki arkadaşlarımızın da katkılarıyla bizzat hazırladım ve başvuruyu çevrimiçi olarak gerçekleştirdim.

Bu ödüle başvurma cesaretinin gösterilmesi bence çok önemliydi çünkü ödüle başvuranlar uluslararası bir platformda ilan ediliyorlardı ve herhangi bir başarısızlık durumunun da göz önünde bulundurulması gerekiyordu. Geriye dönüp baktığımda ödül başvurusunun yapılmasında en temel güvencemizin katılımcılık konusunda ortaya konan çabanın samimiyeti ve ciddiyeti olduğunu görüyorum. Zaten bu anlayış ve inanç ödülün alınması sonrasında da hem Konsey bileşenleri hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen tebriklerde de izlenebiliyordu. Bu tür ödüllerin alınması durumundan kurumlar için yeni ödül başvurularının kapıları açılıyor. İlk ödülden sonra hem ulusal hem uluslararası kurumlardan ödül duyuruları gelmeye ve başvurmamız için teklifler yapılmaya başladı. Bazen üyelerimiz ve bileşenlerimiz de gördükleri ödül çağrılarını kent konseyine iletmeye başladılar. Bunun sonucunda UCLG (Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler) tarafından “yurttaş katılımı” konusunda verilen ikinci uluslararası ödülümüz geldi ve kent konseyi yürütme kurulu içerisinde ödüllere ilişkin ilkelerimizi belirledik. Ankara Kent Konseyi olarak amaçları kesin olmayan, başvuru sürecinde akçalı ilişkiler bulunan hiçbir ödül sürecine başvurmamaya verdik. Başvurulacak ödüllerin kent konseyi amaçlarına uygun olması ve bizim katılımcılık konusunda kurumsal gelişim süreçlerimize katkıda bulunacak bir içerikte olması temel beklentimiz haline geldi. Ankara Kent Konseyi ile birlikte “ödül” kavramı da kent konseyleri ve katılımcılık konusunda önemsenen ve tartışılan bir başlık haline gelmiş bulunuyor.

3. Gelecekte Ankara Kent Konseyinin Ödüllerle İlgili Vizyonu Nedir?

Ne yazık ki Türkiye’de demokratik katılım alanında köklü ve muteber ödüllerimiz fazla bulunmuyor. Bu sebeple de katılımcılık konusundaki çabaların değerlendirilmesi, gelişmenin belgelenmesi konusunda önemli eksikliklerimiz var. Ödüllerin takip edilmesi ve ödül programlarının oluşturulmasında da ciddi bir kapasite eksikliği bulunuyor. Burada asıl mesele bir ödül alıp bunun sevincini yaşamaktan çok, katılımcılık konusunda kalite ve başarı ölçütlerini belirleyebilmek diye düşünüyorum. Bu konuları yeterince tartışarak mesafe alabilirsek bizim de bu alanlarda ciddi ödüller alabilmemiz mümkün olur diye düşünüyorum. Ankara Kent Konseyi gelecek vizyonunda bu tür çabalar içerisinde girmeli, bu alanda da örnek olmalı.