YEREL YÖNETİMLER KENT KONSEYLERİ VE DEPREME HAZIRLIK

Halil Ecer
Ankara Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkanı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Doktora Öğrencisi.

Yerin altından gelen muazzam bir enerji boşalımı ile yerin üstü cehenneme dönüyor. Depremle ilgili bir yazının ilk cümlesine böyle başlamanın oldukça duygusal bir giriş zemini sağladığı düşünülebilir. Sürekli yaşadığımız ve yüzleşme zorunda kaldığımız afet gerçeği son dönemde bizi önce Elâzığ sonra İzmir’de yakaladı. Giderek daralan bir çember içinde olma hissiyle duygusal bir süreçten geçiyoruz ve bu hal bazen bizleri yanlışa sevk edebiliyor. Herhangi bir kaza anında yoldan geçenin merhametle yardıma koşması ve yine merhametle müdahalede bulunması bazen istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir. Bu sebeple afetlerde sistematik ve bilimsel yaklaşımların önemini giderek daha fazla anlamaya başlıyoruz.

Michel Foucault “ …herkes ne yapacağını bilir fakat yaptığı şeyin ne yaptığını bilmez” derken bize üzerinde düşünmemiz gereken bir başlangıç noktası sunar. Bir şeyi merhametle yapmak ayrıdır bilinçle yapmak ayrıdır. Yaptığımız faaliyetlerin sonuçlarını öngörmek ise uzmanlıktır. Kentsel politikalar oluşturulduğunda da durum böyledir. Bu yüzden ortak akıl ile birlikte hata paylarını en aza indirmekten başka çaremiz yok.

Ortak aklın gerekliliği farklı fikirlerin bir araya geldiği ve tartışıldığı, en nihayetinden mevcut durumun en iyi faaliyetini ortaya çıkartmaktır. Bu faaliyetin probleme en iyi çözüm olarak uygulanması politikanın başarı ölçütüdür. Karar alıcıların başarılı olup olmadığı yaptıkları faaliyetlerin ne kadar başarılı olduğuyla yakın ilişki içerisindedir. Afet yönetimi ve özellikle de deprem söz konusu olduğunda kaçınılmaz olarak güncel siyasetin üstünde bir ortaklaşma ve kamu politikası tartışma ortamına ihtiyaç olduğu açıktır.

Bu bağlamda, İzmir Depreminin hemen sonrasında Ankara Kent Konseyi deprem ve afetlere hazırlık noktasında ortak akıl ve farklı deneyimleri buluşturma noktasında alışıldık yaklaşımların dışında bir görev almayı gereklilik saymıştır. Altı büyükşehir belediye başkanı, on iki kent konseyi başkanı ve kentsel politika alanında uzmanların dahil olduğu çok katılımlı bir toplantı gerçekleştirmiştir. Daha önce büyükşehir belediyesi kent konseylerinin deneyim paylaşımı için başlayan bir araya gelişlerin İzmir Depreminin sebep olduğu olağanüstülük sebebiyle daha geniş bir çerçevede gerçekleştirilmesi amacıyla bu toplantı düzenlenmiştir.

Toplantıya katılanların temsil ettiği yaklaşık 42 milyon insanın neredeyse tamamına yakınının deprem bölgelerinde ve fay hatlarının etkisi altında yaşadığı düşünüldüğünde, toplantıda olağan sınırların dışına çıkılmanın sebebi anlaşılabilir. Gerçekleştirilen toplantıda genelde doğal afetler özelde ise ülkemizin fay kuşağında yer almasından dolayı deprem üzerine daha iyi nasıl politikalar geliştirilebilir hususları tartışıldı. Depreme yönelik yanlış tutum ve davranışların hangi politikalar ile bertaraf edileceği hususunda yoğun bir gündem görüşüldü. Bu tartışmalarda yerel yönetimlerin faaliyet ve yaklaşımları ile merkezi idarenin yaklaşımlarının ortak zeminde buluşturulması için daha iyi hizmet çerçevelerinin nasıl tanımlanabileceği ele alındı. Deprem gibi yıkıcı etkisi yüksek doğal afetlerde, afet durumunda ve sonrasında geliştirilebilecek ortaklıklar tartışılırken aynı zamanda depreme hazırlık politikalarının geliştirilmesi hususunda öneriler sunuldu. Depremin sadece maddi zarar boyutunu değil aynı zamanda manevi etkilerinin de tartışılması hususunda fikir birliği oluşturuldu. Depremlerin maddi zararları belirli süreçlerde aşılabilir fakat bireyde bıraktığı ruhsal ve psikolojik etkiler uzun yıllar boyunca devam etmektedir. Bunun için yerel yönetimlerin sosyal varlık olan insanın sosyo-ekonomik gelişimine sunacağı katkılar ele alındı.

Deprem kuşağında olan ülkemizin olası büyük depremlerde en az can kaybı ve en az maddi hasar görmesi açısında eşgüdüm içerisinde bir yapılanmanın gerekliliği ve yerel yönetimlerin kendi aralarında ve aynı zamanda merkezi idareyle iş birliği yapma motivasyonları ön plana çıkmaktadır. Afetler siyasi parti, ırk, din, ideoloji ayrımı yapmadan tüm yıkıcılığıyla doğal seyrinde gerçekleşmektedir. Ülkemizin tüm farklılıklarıyla afetlere karşı birlikte hareket etmesinden başka çaresi yoktur. Bu yüzden özellikle nüfusun büyük bir bölümünün kentlerde olduğu ülkemizde, kentsel politikaların olabilecek en kötü doğal afetlere karşı kırılganlığını azaltmak ve kentlerin planlı, insan dostu ve akıllı kent konseptinde bir hazırlık içerisine girme gerekliliği doğmuştur. Ankara Kent Konseyinin “deprem ve farkındalık” temasında gerçekleştirdiği toplantının esas gayesini oluşturan, kentlerin toplum ve mekân bağlamında kırılganlıklarının hangi yöntemler ve hangi yaklaşımlar çerçevesinde çözüme kavuşturulabilir olduğu kaygısıdır.

Bu etkinlik, depreme yönelik alınacak önleyici/onarıcı politikaların yerel yönetimler ve karar alıcı mekanizmaların tamamı için bir başlangıçtır. Çalışmada yer alan tartışmalar yöneten ve yönetilen arasında köprü görevi görerek oluşturulabilecek yaklaşımlara odaklanmaktadır. Bu yanıyla kente ve depreme yönelik atılacak adımların yol haritasını oluşturmaktadır. Etkinlikte yer alan konuşmalarda yirmi yıllık yerel yönetim deneyimlerinin yanında son yıllarda gerçekleştirilen iyi örnek kentsel politika örnekleriyle zengin bir içerik sunmaktadır. Bu bağlamda ülkemizin depremlerde ihmallerden dolayı ödediği bedellerin bir daha ödenmemesi ve planlı, ortak aklın ürünü olan politikaların geliştirilmesi noktasına katkı yapabilecek bir çalışmayı gerçekleştirmekten mutluluk duymaktayız.